Sayı : 430   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hedef Noktası

Ramazan Kayacık

Su Gibi Aziz, Toprak Gibi Mütevazi Olmak

  • 09 Ocak 2018
  • 392 Görüntülenme
  • 421. Sayı / 2018 Ocak



İnsanımızın büyük çoğunluğunun Allah’ı inkâr etmediği doğrudur. Ama insanımızın çoğunluğunun Allah’a hakkıyla iman ve itaat etmediği de başka bir doğrudur. Hâlbuki imanın gereği itaat ve teslimiyettir. İslam evrensel bir dindir, değişmez, değiştirilemez, algılamalar ve anlayışlar değişebilir. Dinin kendisi mukaddestir, dini anlayışlar mukaddes değildir. İslam’da hiçbir çelişki yok, insanların dini anlayışlarında çelişki çoktur.

 

Müslüman’ın en büyük hedefi Allah’a iyi bir kul olmak, İslam’ın ilkeleri doğrultusunda hayatına çeki düzen vermek olmalıdır. İslam’ın ilkesel bazda bir eksikliği yok, reforma da ihtiyacı yoktur. Ama bizim deforme olan İslami yaşantımızın, reforma ihtiyacı var. İslam’la bağdaşmayan, Kur’an ve sünnetle alakası olmayan görüntü ve fikir kirliliğine artık son vermeliyiz.

 

Yüce dinimiz İslam, nefsimizin ve aklımızın ürünü ya da Allah’la kul arasında salt vicdani bir konu değildir. Yaratanın yaratılana vahyettiği hayat kılavuzudur ve hiç bir yasa, hiçbir irade, hiçbir felsefe Müslümanların hayat tarzını belirlemesi gereken İslam’dan daha üstün değildir.

İslam’ı Kur’an ve sünnet ölçeğinde hayatına taşıyamayan; hayatın idaresini İslâm dışı sistemlere teslim edenin dini doğru anladığı söylenemez. İsmen Müslüman, kalben ve fiilen İslâm'a uzak olan kimse bu yanlışından dönmedikçe gerçek Müslüman olamaz. Yüce Rabbimiz:

“Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” (Şura, 42/13) buyurmaktadır.

Dini ayakta tutmak; İslam’ı hayatın tamamına uyarlamak, uygulamak demektir. İslam’ı ibadette, düşüncede, ailede, kültürde, ahlakta, sanatta, siyasette, ekonomide… hayatın tamamında rehber edinmek, referans almak demektir.

Din, bir hayat programı, bir yaşam tarzıdır. Her din bir yaşam biçimi, her yaşam biçimi bir dindir, diyebiliriz. Bu anlamda komünizm de, kapitalizm de, sosyalizm de, demokrasi de birer dindir. Ama “Allah katında kabul gören din İslam’dır.” (Al-İmran, 3/19)

İman bilinçli bir tercih sonucu elde edilir, babadan evlada, nesilden nesle geçen bir olgu değildir. Müslüman olmanın şartı olduğu gibi Müslüman kalabilmenin de şartı var. Müslüman olabilmek, Müslüman kalabilmek için temiz bir itikada, salih bir amele ihtiyaç var.

İnsanımızın büyük çoğunluğunun Allah’ı inkâr etmediği doğrudur. Ama insanımızın çoğunluğunun Allah’a hakkıyla iman ve itaat etmediği de başka bir doğrudur. Hâlbuki imanın gereği itaat ve teslimiyettir. İslam evrensel bir dindir, değişmez, değiştirilemez, algılamalar ve anlayışlar değişebilir. Dinin kendisi mukaddestir, dini anlayışlar mukaddes değildir. İslam’da hiçbir çelişki yok, insanların dini anlayışlarında çelişki çoktur.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

421. Sayı Ocak 2018