Sayı : 474   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Değerli Okuyucularımız

  • 07 Mayıs 2022
  • 108 Görüntülenme
  • 473. Sayı / 2022 Mayıs

İnsanoğlunun misafirhanesi olan yeryüzü coğrafyasında evlerden başlayan savaş ve şiddet meydanlara ve cephelere ulaştı. Dünyanın birçok bölgesinde fiili bir savaş durumu yaşanırken tamamında ise bir huzursuzluk ve şiddet hüküm sürüyor. Yaşanmakta olan ahlaktan yoksun bu şiddet ve savaşları durdurmanın tek yolu ise başladığı yerdeki yangını söndürmektir. Yani evlerimize barış ve huzuru hâkim kıldığımızda dünyadaki barış ve huzurunda ilk ve en önemli adımını atmış olacağız. “Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı.” (Nahl, 16/80) ayet-i kerimesinde Yüce Allah, huzurun adresini evler yaptığını, huzur ve mutluluk arayanların evlerine bakmaları gerektiğini beyan etmektedir.

Yüce Mevlâ, insanoğlunu müspet ve menfi duygular üretecek mekanizmalarla beraber yaratmıştır. Vahyin ışıklarıyla aydınlanan akıl ve fıtratı bozulmamış irade mekanizmasını devreye koyarak ürettiği duygular, insanı olumlu yönde davranış sergilemeye yöneltecektir. Nefsinin, insan ve cin şeytanlarının tetiklemesiyle ürettiği duygular da olumsuz/zararlı davranışlar sergilemeye yöneltecektir. İşte insan; iyi ile kötünün, hayırla şerrin, olumluyla olumsuzun, faydalı ile zararlının çarpıştığı savaş alanıdır. Bu savaştan, dünya ve ahirette kazançlı çıkmanın tek şartı vardır o da: Müspet davranışlar sergileten mekanizmaların, menfi davranışlar üreten mekanizmalara galip gelmesidir. Başka bir ifade ile selim aklın ve iradenin, nefis ve şeytan çetesine yenik düşmemesidir.

İnsanlık bireysel, toplumsal, siyasal sahada ve “insana dönük” bilumum alanlarda krizler içinde kıvranmakta, ıstırabın her çeşidini en derinden yaşamaktadır. Ruhların kasvet içinde kaldığı, akıl ve muhakeme kuvvelerinin zafiyete uğradığı, insanın buhrandan buhrana sürüklendiği asrımız, bir problemler yumağı ve bir çarpıklıklar dekoru halini almıştır.

Biz tüm zerrelerimizle inanıyor ve şahitlik ediyoruz ki, insanlık binlerce girdabın ortasında kalsa, durum şimdikinden daha karışık ve çok daha tehlikeli boyutlara ulaşsa, keşmekeş ve çarpıklığın sınırları zorlansa da; insanlığa uzatılan semavî ip, halen en sağlam ve güvenilir haliyle arz-ı endam etmekte olduğu sürece tüm savaşların son bulması, tüm açmazların çıkar yolu bu vahiyle mümkün olacaktır.

Üstat Nurettin Topçu ne kadar da güzel ifade ediyor; “İslam yalnız secde halinde değil, secdeye eğilen başımızdadır. Yalnız camide değil, ezan sesleriyle dolan evlerimizdedir. Yalnız Kur’an da değil, onunla nurlanan yüzlerimizdedir. Onu imhaya çalışanlar bilmelidirler ki bu ev yıkılamaz, bu baş koparılamaz, bu yüz yüzlerimizden çalınamaz.” Üstadın ifade ettiği gibi bu evin yıkılmaması, bu başın kopmaması ve bu yüzün çalınmaması için her birimizin sahip çıkıp yeni değerler üretmesi gerekiyor.

İnsanlığı ve hatta elinin değdiği her yeri/her şeyi bozan modern medeniyet, ideolojisinde çoktan fark ettiği çıkmaz sokakları aşmak için çareler arayacak, elbet bu inkâr götürmez iflası, tüm dünya kabul edecektir. Şu halde Müslüman, bunca karmaşa ortasında kendi yürek ve zihin saflığını en üst seviyede koruma gayretinde olmalı, idrakinin puslanıp berraklığını yitirmesine müsaade etmemelidir. Yapmak istediklerini vahye danışmaya, ferdî ve içtimaî hastalıklarına vahiyden şifa aramaya, hâsılı önünü vahiy ile aydınlatmaya devam etmeli, asla pes etmemelidir. Zira Kur’an, inananların şahsiyetlerini Hz. Nuh gibi, her yanı inkâr, zulüm ve fesat ile çevrili olduğu halde yüzlerce yıllık mücadelesinde yılgınlık göstermeyen nebi prototipleriyle inşa etmiştir. Artık mümin, sorunların hallinde vahye başvurmamak için ne içinde bulunduğu yüzyılı, ne bin bir surette peyda olan çağdaş günahları, ne de çabalarına rağmen düzelme temayülü göstermeyen çevresini mazeret olarak sunabilecektir.

Dünyanın birçok coğrafyasında yaşanmakta olan, kan ve gözyaşlarına sebep olan savaşların son bulması için tek alternatif, adı barış ve huzur olan İslam’ın evrensel ilkelerinin insanlığın idrakine sunulmasıdır. Bu sayımızda siz değerli okurlarımızın huzuruna “İslam ve Dünya Barışı” dosyasıyla çıkıyoruz.

Makaleleri ile elinizde ve gönlünüzde olmamıza vesile olan değerli yazarlarımıza en kalbi teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Siz vefalı ve fedakâr okurlarımızı, İslam’ın dünya barışına yönelik ortaya koyduğu evrensel ilkeleri bir kez daha gündemimize almak için dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

Bu vesileyle sizlerin, ülke ve dünya Müslümanlarının Ramazan Bayramını en kalbi duygularla tebrik ediyoruz.

473. Sayı Mayıs 2022