Merhabalar Değerli Okurlarımız: , Ribat Dergisi Editör
Sayı : 516   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Merhabalar Değerli Okurlarımız:

  • 31 Aralık 2025
  • 2 Görüntülenme
  • 517. Sayı / 2026 Ocak

Mal, İslam'da Allah'ın, komünizmde ferdin, sosyalizmde ise devletindir. Yeryüzünde, mal, benim diyenlerle, mal, Allah'ındır diyenler arasında sürekli bir savaş vardır. İslam inancında, yeryüzü geniş bir sofradır, insanlar ise Allah'ın iyalidir. Kur'an-ı Kerim'de "Hars" ve "Nesl" Müslümanların dikkat edeceği bir konudur. Çünkü hars, ekin demektir. Kaynakların sömürülmesi söz konusu olabilir. Nesl ise, nesildir, gençliktir. Beyinlerin sömürülmesine dikkat çekmektedir. Yeryüzü müstekbirlerinin sıcak gündemi ise, kaynakların ve beyinlerin sömürülmesidir.

Yeryüzü coğrafyasında işlenen tüm kötülüklerin arkasında üç sebep vardır: Haksız kazanç, gerekli olan yere harcama yapmamak, gereksiz olan yere harcama yapmak.

Komünizm ve sosyalizm, maddeci görüşe sahiptir. Düşündükleri insan tipi, özellikle maddi güdülerle davranışlarını düzenleyen bir iktisadi adamdır. Yani Homo economicus. İnsan kâinat ilişkisinde vahiy devre dışı tutulur. Mal, ya ferdindir veya devletin.

Müslümanın ekonomik hayattaki davranışları, maddeye bakışı, mal anlayışı, tamamen farklıdır. İslam ekonomisinde düşünen insan; Allah'ın emir ve yasaklarına, Kitabı olan Kur'an-ı Kerime, Peygamberimizin sünnetine, alimlerimizin ortak düşüncesi olan İcma-i ümmete, büyük âlimlerin içtihadına, İslam devletinin, İslam'a uygun emirlerine göre yaşayışını ve davranışını düzenleyen bir insandır.

Müslüman insan, kalkınmayı hedefler, ekonomik insan ise büyümeyi hedefler. Mal üretmek, insan eğitmek kadar önemlidir. Birbirini aldatmayan iki ortağın üçüncüsü Allah'tır. Bir hırka, bir lokma anlayışı, Müslümanın anlayışı değildir.

Mekke dönemi, ekonominin ilkelerini belirtmiştir. Medine dönemi ise helal kazancın mücadelesiyle taçlanmıştır. Peygamberimizi, dünya kamuoyuna karnına taş bağlayarak yaşayan insan imajını vermek, Müslüman zenginlerimizin elini ayağını bağlar. Peki bu konunun mahiyeti nedir? Peygamberimizin karnına taş bağladığı doğrudur. Ancak, şu konuyu iyi anlayalım. Liderlerin yaşam seviyesi, toplumun en aşağı tabakasında yaşayanların seviyesine inmelidir. Peygamberimiz en doğrusunu yapmıştır.

Mal üretmek, insan eğitmek kadar önemlidir. Ekonomide, bireyin ilkesiz yükselişi, bizim için delil değildir. Tüketim ekonomisini tasvip etmiyoruz. Bir defa kullan, sonra at, anlayışına da katılmıyoruz. Reklamların, bilgilendirici olmasını saygı ile karşılıyor, aldatıcı reklamları asla onaylamıyoruz. İnsana ait bilginin, eşyaya ait bilginin altına düşmesini kabul etmiyoruz. İş yerlerine yönelik mali müşavirlere ihtiyaç duyan tüccarlarımız, dini müşavirlere de ihtiyaç duymalıdır.

Altın ve gümüşün/paranın hakkı, insanlığın faydası açısından yaratılış hikmeti, mübadele vasıtası olması yani alışverişi kolaylaştırması ve Allah'ın kullarının gerçek ihtiyaçlarına harcanmasıdır. Üstelik "Sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir nimet, bir devlet ve kuvvet olmamasıdır." (Bkz.Haşr, 59/7) Para, bütün halk arasında tedavül edilmelidir. İhtiyaçların ehem olanı, mühim olanına, şiddetlisi hafifine tercih edilerek güzelce harcanmalıdır.

Müslüman, inancının gereği ticaretinde/ekonomik faaliyetinde İslam kurallarına uymak zorundadır. Ticaret ahlakına uygun davranmalıdır. Hz. Ömer (ra) valilerine şu genelgeyi göndermiştir: "Yapacağı ticaretin İslami esaslarını bilmeyen kimse bizim çarşı ve pazarlarımızda alış-veriş yapmasın." (Tirmizi, vitr, 21)

Birçok kazanç yoları vardır. Fakat bunların içinde en karlı olanı ve insanlar arasında en çok hukuk cereyanına sebep olanı ticarettir. Hz. Ömer'in (ra) altını çizdiği gibi ticaret hayatına atılacak Müslümanların, İslam şeriatına göre alış-veriş etmesini bilmeleri ve bu bilgiyi öğrenmeleri farzdır.

Bu sayımızda sizlerin huzuruna, İslam'ın ekonomik hayata ve paraya bakışını detaylı bir şekilde öğrenmemize vesile olması için "Din-Para İlişkisi" dosyasıyla çıkıyoruz.

Kıymetli yazarlarımıza, elinizde, gündeminizde ve gönlünüzde olmamıza vesile olan makaleleri için teşekkürlerimizi arz ediyor; siz vefalı, fedakâr ve hassas okurlarımızı dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

Şubat sayımızda buluşmak duasıyla.

517. Sayı Ocak 2026