Bir imtihan yerinden başka ne ki dünya! Asıl olan ahirettir elbet. Sılamız ahirettir. Ebedi olan ahirete vasıl olmak için bir ağacın gölgesinde biraz dinlenip meyvesinden yedikten sonra yolculuğa devam etmekten başka ne ki dünya hayatı!
İlimleri, irfanları, hayırları, hasenatları, insanlara faydaları olmayan (ahiret için ne hazırladım, diye düşünmeyen); giydikleriyle, telefonlarıyla, arabalarıyla, evleriyle, eşyalarıyla, mallarıyla, mülkleriyle, paralarıyla övünenler yazık ediyorlar kendilerine! Kazanılan dünyalıklar, ahireti kazanmaya vesile olmuyorsa, yazık onları kazanmak için tüketilen ömre!
Dünya, ahirete odaklı. Ahiretin mihverinde dönüp duruyor.
Bilinçli Müslüman, ahiret vuslatının özlemiyle bir misafir gibi yaşar dünyada. Amacına ulaşma hasretiyle; Allah'ın vahyini, hayatının temel ilkeleri bilir.
Dünyayı merkeze alan seküler bir hayat, Müslümanların değil, ahireti inkâr eden bilmezlerin hayatıdır.
İslam, Allah'ın rızasını hedefleyen, ahiret inancını merkeze alan bir dindir. Bu nedenle Rabbimiz, hayat rehberimizde sık sık Müslümanlara; "Allah'a ve ahirete inananlar." diye hitap ediyor.
Bir imtihan yerinden başka ne ki dünya! Asıl olan ahirettir elbet. Sılamız ahirettir. Ebedi olan ahirete vasıl olmak için bir ağacın gölgesinde biraz dinlenip meyvesinden yedikten sonra yolculuğa devam etmekten başka ne ki dünya hayatı!
Fanidir dünya. Ebedi değil. Çok kısa bir süredir. (Bkz. Rum, 30/55; Taha, 20/103, 104; Yunus, 10/45; Naziat, 79/46) "(Dünyada) günün ancak bir saati kadar kaldıklarını sanırlar." (Yunus, 10/45) "Kıyamet Gününü gördüklerinde, (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar." (Naziat, 79/46)
"Siz dünya hayatını daha çok önemsiyorsunuz, daha üstün tutuyorsunuz. (Daha çok çalışıp çabalıyorsunuz.) Hâlbuki ahiret (sizin için), daha hayırlı ve daha bakidir." (A'lâ, 87/16, 17; Kıyamet, 75/20, 21; İnsan, 76/27; Nahl, 16/107) "Gerçekten senin için son olan (ahiret), öncekinden (dünyadan) daha hayırlıdır." (Duha, 93/4)
Dünya hayatını, ahiretten daha çok sevmek; kâfirlerin işidir. (Bkz. İbrahim, 14/3) "Onların bildikleri; dünya hayatının zahiridir (görünen yüzüdür). Ahiretten gafiller (Ahiret bilincinden habersizler. Ahirete İlgi duymazlar, düşünmezler.). (Rum, 30/7)
Onlar, dünya hayatıyla sevinir, övünür, şımarırlar. Oysa ahiretin yanında dünya hayatı, bir metadan (Geçici bir kazançtan, yararlanma ve geçimlikten) başka bir şey değil. Rızkı bollaştıran da daraltan da Allah'tır. Yerde ve göklerde bulunan her şeyin asıl sahibi O'dur. (Bkz. Rad, 13/26)
"(Onlara de ki) Ey kavmim, dünya hayatı ancak bir metadır. (Geçici bir kazanç, yararlanma, geçimlikten ibarettir. Fanidir.) Ahiret ise dârülkarardır. (İstikrar yeri, durulacak, yerleşip kalınacak ebedi, asıl yurttur. Süreklidir.) (Mümin, 40/39) "Dünya hayatı sizi aldatmasın." (Lokman, 31/33; Fatır, 35/5)
"Siz (geçici) dünya malını istiyorsunuz. Allah (sizin için öncelikle dünya malını değil), ahireti istiyor. Allah, aziz ve hâkimdir (Çok yüce, güçlü, izzet, kudret, hüküm ve hikmet sahibidir.)" (Enfal, 8/67)
Dünya hayatı; ahireti kazanmak için kısa bir süre faydalanılan bir mekândır. İnsanın menzili ahirettir.
Cennettekilerin yanında, dünya menfaati çok az bir şeydir. Kuşkusuz, takva sahipleri için ahiret daha hayırlıdır. (Bkz. Nisa, 4/77 Bk. Tövbe, 9/38, 85; Yunus, 10/7, 8; Hud, 11/15, 16; Şura, 42/36; Kasas, 28/60; Taha, 20/131)
Dünya, ahiret gerçeği karşısında bir oyundan ve oyuncaktan ibarettir. Çocuklar, hep oyuncaklara ellerini uzatırlar
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız




















