Sayı : 461   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İrfan Mektebi

Osman Nuri Topbaş

Din Tahrifinde Tarihselcilik Fitnesi

  • 02 Nisan 2021
  • 157 Görüntülenme
  • 460. Sayı / 2021 Nisan
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Osman Nuri Topbaş
Tüm Yazı Arşivi



TARİHSELCİLİK GİBİ GÖRÜŞLER, İSLÂM TARİHİNDE YALNIZCA KARMATÎLER GİBİ, İSLÂM DIŞINA SÜRÜKLENMİŞ GULÂT GRUPLAR TARAFINDAN BENİMSENMİŞTİR. KUR’AN-I KERİM, LÂFZIYLA DA MANASIYLA DA, YANİ HER YÖNÜYLE ALLAH’IN KELÂMIDIR. ÜSTELİK, ALLAH’IN HUSUSÎ MUHAFAZASINDA, TEK HARFİ BİLE DEĞİŞMEDEN GÜNÜMÜZE KADAR GELMİŞTİR VE KIYAMETE KADAR DA DEĞİŞMEDEN DEVAM EDECEKTİR.

 

 

MEZHEPLERİ RED, SÜNNET’İ İNKÂR VE AHKÂMI İPTAL MAKSADINI BAYRAKLAŞTIRAN BU DÜŞÜNCE TARZI, TAMAMEN BÂTILDIR VE YÜCE DİNİMİZ İSLÂM’I, HIRİSTİYANLAŞTIRMA TUZAKLARINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. BU FİTNELERİ ÇIKARANLARIN MAKSADI, HIRİSTİYANLIKTA PAVLOS’UN YAPTIĞI GİBİ İSLÂM’IN DA İÇİNİ BOŞALTMAKTIR. HIRİSTİYANLIK DA BÖYLE TAHRİF EDİLDİ. EVVELÂ AKÂİDİ KONSİLLERDE BEŞER AKLIYLA BOZDULAR. ARDINDAN İBADET KALDIRILDI AYİN GELDİ, ORUÇ KALKTI PERHİZ GELDİ, TESETTÜR KALDIRILDI, İLÂHÎ HUKUK İPTAL EDİLDİ, YERİNE BEŞERÎ HUKUK GETİRİLDİ.

 

 

Rasûlullah (sav)Efendimiz son peygamberdir. Ahir zaman Nebisi’dir. Eğer Kur’an-ı Kerim’de bir tadilat olacaksa, Cenab-ı Hak yeni bir peygamber gönderirdi. Kur’an-ı Kerim’de yer alan birçok ayet, onun bütünüyle, yani hem manasıyla hem de lâfzıyla Yüce Allah’a ait olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: “Şüphesiz bu Kur’an Sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.” (Neml, 27/6); “Şüphesiz bu Kur’an, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Onu, Sen’in kalbine, uyarıcılardan olasın diye apaçık bir Arapça ile, Rûhu’l-Emîn indirmiştir.” (Şuarâ, 26/192-195)

Yani Kur’an-ı Kerim, Efendimizin kalbine indirilmiş ve oradan ümmete tevzî edilmiştir. Nüzul safhasında Kur’an’ın lâfzı ve manası üzerinde Hazret-i Peygamber (sav)’in herhangi bir tasarrufu kesinlikle mevzubahis değildir. Bu husus da birçok ayette ifade edilmiştir: “Kendilerine ayetlerimiz açıkça okunup anlatılınca Biz’imle karşılaşacaklarına inanmayanlar; bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir! dediler. Onlara şöyle de: Onu kendiliğimden değiştirmeye hak ve yetkim yoktur, ben ancak bana vahyedilene uyuyorum. Eğer Rabbime itaatsizlik edersem, şüphesiz dehşetli bir günün azabından korkarım.” (Yunus, 10/15); “Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi): Onu da derleyip getirseydin ya! derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım…” (A‘râf, 7/203)

Şu ayetler de Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimizin, Kur’an’ın lâfızlara dökülmesinde hiçbir rolünün olamayacağını açıkça ifade etmektedir: “(Kur’an-ı Kerîm), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Eğer (Peygamber) Biz’e atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette O’nu kıskıvrak yakalardık. Sonra O’nun can damarını koparırdık (O’nu yaşatmazdık). Hiçbiriniz buna mânî de olamazdınız. Doğrusu o (Kur’an), takva sahipleri için bir öğüttür.” (Hâkka, 69/43-48); “Vahyi tam alma telâşı yüzünden dilini kımıldatma. Onu zihninde toplayıp okumanı sağlama işi Biz’e aittir. O hâlde onu okuduğumuz zaman Sen onun okunuşunu takip et. Sonra onu anlatmak elbette Biz’e aittir.” (Kıyâmet, 75/16-19)

Bu ayet-i kerimeden vahyin indirilişi sırasında Peygamber Efendimizin, ayetleri ezberlemek için bir çaba içerisine girdiği anlaşılmaktadır. Bu durum da, ayetlerin lâfız ve manasıyla kendisine nazil olduğunu göstermektedir. Zira -hâşâ- lâfzen Efendimize ait olsa, böyle bir gayret içine girmesi manasız olurdu.

Kur’an-ı Kerim, kelâmda bir mucizedir. Diksiyonu Cenab-ı Hakk’a aittir.

Rabbimiz, kıyamete kadar Kur’an’ı koruyacağını da vaat etmektedir: “Kur’an’ı kesinlikle Biz indirdik; elbette onu yine Biz koruyacağız.” (Hicr, 15/9)

Cenab-ı Hakk’ın diğer üç kitabı koruyacağına dair bir vaadi yok. Nitekim zaman içinde onlar tahrif oldu. Dolayısıyla Kur’an’ın hiçbir hükmü değiştirilemez. En ufak bir tadilat, küfürdür. Son Peygamber’le, son ilâhî mesaj gelmiştir.

Kur’an’ın Allah Rasûlü’nün zihninde şekillenmediğine dair şu aklî deliller de malumdur:

Kur’an’ın insanlığa meydan okuyan, hem de en fasih ve beliğ şairleri bile aciz bırakan kendine has üslûbu ile,hadis-i şeriflerdeki üslûp farkı çok açıktır.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

460. Sayı Nisan 2021