Sayı : 436   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Esma-ül Hüsna

Adem Karataş

El-Gabiıd

  • 06 Nisan 2019
  • 69 Görüntülenme
  • 436. Sayı / 2019 Nİsan
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Adem Karataş
Tüm Yazı Arşivi



El-Gâbiıd; Nimet ve rızıkları belli bir ölçüye göre taksim eden, kullarına verdiği nimetleri istediği an geri alabilendir. Süratle sevk eden, rızıkları daraltıp sıkan, kuraklık veren ve canlıların ruhlarını bedenden alan, kıyamet günü yeri ve göğü gücü ile yok edecek olandır.

 

Rabbimiz kullarını; kimi zaman bollukla kimi zaman da darlıkla imtihan eder. Bollukta şükretmeyi, darlıkta ise sabretmeyi bilmeliyiz. Çünkü bu dünya bir imtihan yeridir. Ve imtihan soruları her an değişebilir.

 

EL-GÂBİID: Bir şeyi eliyle tutmak, malik olmak, avucuna almak, daraltmak, cimrilik etmek, süratle sevk etmek, bir şeyi toplayıp düşmek, almak, gidermek, öldürmek anlamındaki “g-b-d” fiilinin ism-i fâilidir.

El-Gâbiıd; Dilediği kullarına belli bir gaye ve hedef için darlık ve sıkıntı veren, kalpleri daraltan ve ruhları alan, kabzedendir.

El-Gâbiıd; Nimet ve rızıkları belli bir ölçüye göre taksim eden, kullarına verdiği nimetleri istediği an geri alabilendir.

El-Gâbiıd; Süratle sevk eden, rızıkları daraltıp sıkan, kuraklık veren ve canlıların ruhlarını bedenden alan, kıyamet günü yeri ve göğü gücü ile yok edecek olandır.

El-Gâbıîd ismi şerif’i, Kur’an-ı Kerim’de isim olarak değil “gabedâ-yagbidu” fiili olarak geçmektedir.

مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ أَضْعَافًا كَثِيرَةً وَاللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْسُطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Meali: “Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için, Allah’a güzel bir borç (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu? Darlık veren de bolluk veren de Allah’tır. Sadece O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara, 2/245)

Ayet-i Kerime’de geçen “yagbidu” fiili, fert ve toplumlara ihsan, nimet ve rızkı bir hikmete binaen kısar, daraltır, az verir demektir. Kur’an’da bu anlam, “gadr” ve “gatr” kelimeleriyle de ifade edilmiştir:

وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالْأَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَالسَّماوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ

Meali: “Ve (onlar) Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Kıyamet günü yeryüzünün tamamı O’nun avucundadır/tasarrufundadır. Ve semalar, O’nun eliyle dürülmüş olacaktır. O, Sübhan’dır/her şeyden münezzehtir. Ve onların şirk koştukları şeylerden de yücedir.” (Zümer, 39/67)

“Bu ayet-i kerime, Allah’ın kıyamet günü yer ve gökleri gücü ve kudretiyle yok edeceğini beyan etmektedir. Yeri yok etmesi ile ilgili olarak “kabza” kelimesi kullanılmıştır.” (Esma-i Hüsna, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ, s.270-271)

Enes (ra)den rivayetle: “Rasûlullâh (sav)in zamanında fiyatlar yükseldi. Bunun üzerine Ashab-ı Kiram: Ey Allah’ın Rasûlü! Fiyatlara bir sınır koy, fiyatlar çok yükseldi” dediler. Nebi (sav):

إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْمُسَعِّرُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الرَّزَّاقُ وَإِنِّي لَاَرْجُو أَنْ أَلْقَى رَبِّي وَلَيْسَ أَحَدٌ مِنْكُمْ يَطْلُبُنِي بِمَظْلِمَةٍ فِي دَمٍ وَلاَ مَالٍ

Manası: “Fiyatları ayarlayan Allah’tır, genişletip çok çok veren Allah’tır. Rızık veren Allah’tır. Daraltıp, kıtlık getiren Allah’tır, Ben Allah’a, yanımda kimsenin mal ve kan hakkı olmadığı halde ulaşmayı umarım” (Ebû Dâvûd, Büyû’, 49 (2200) / Tirmizî, Büyû’, 73 -1314) buyurdu.

Meyve, sebze, tahıl ve toprak ürünlerini, hayvanları ve diğer ihtiyaç maddelerini var eden Allah’tır. Fiyatların azalıp çoğalması, ürünlerin piyasada azalıp çoğalmasıyla doğru orantılıdır. İhtiyaç maddelerini üreten ve piyasaya arz eden insanlar ise de ürünlerin ham maddelerinin yetişmelerini sağlayan, toprağı, yağmuru ve güneş enerjisini var eden Allah’tır. Bolluk olması için insanların çok üretim yapmaları gerekir. Ancak Allah, kuraklık, dolu, çok şiddetli yağmur ve benzeri afetler verse, yağmur yağdırmasa insanların yapabileceği bir şey yoktur.

وَلَوْ بَسَطَ اللَّهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِهِ لَبَغَوْا فِي الْأَرْضِ وَلَكِنْ يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ بِعِبَادِهِ خَبِيرٌ بَصِيرٌ

Meali: “Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Çünkü O, kullarının haberini alandır, onları görendir.” (Şurâ, 42/27)

Rasûlullâh (sav) de dualarında Allah-ü Teâlâ’ya şu şekilde tevessül ediyor:

اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ كُلُّهُ، اَللَّهُمَّ لاَ قَابِضَ لِمَا بَسَطْتَ، وَلاَ بَاسِطَ لِمَا قَبَضْتَ، وَلاَ هَادِيَ لِمَنْ أَضْلَلْتَ، وَلاَ مُضِلَّ لِمَنْ هَدَيْتَ، وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَ مُقَرِّبَ لِمَا بَاعَدْتَ، وَلاَ مُبَاعِدَ لِمَا قَرَّبْتَ، اَللَّهُمَّ ابْسُطْ عَلَيْنَا مِنْ بَرَكَاتِكَ، وَرَحْمَتِكَ، وَفَضْلِكَ، وَرِزْقِكَ،

Okunuşu: “Allâhümme leke’l-hamdü küllühü. Allâhümme lâ gâbida limâ beseatte. Velâ bâsita limâ gabeadte. Velâ hâdiye limen edlelte. Velâ müdılle limen hedeyte. Velâ mu’tıye limâ mena’te. Velâ mânia limâ a’tayte. Velâ mügarribe limâ bâatte. Velâ mübâıde limâ garrabte. Allâhümme’bsüut aleynâ min berakâtike ve rahmetike ve faadlike ve rizgıke…”

Manası: “Allah’ım! Hamd, tamamıyla Sana aittir. Allah’ım! Senin genişlettiğini kısıtlayacak, kısıtladığını da genişletecek; dalâlete sevk ettiğine hidayet edecek, hidayet ettiğini de dalâlete sevk edecek; mahrum ettiğine bahşedecek, bahşettiğini de mahrum edecek; uzak ettiğini yakınlaştıracak, yakınlaştırdığını da uzak edecek kimse yoktur. Allah’ım! Bizlere bereketlerini, rahmetini lütfunu ve rızkını genişlet, bollaştır…” (Müsned, Ahmed b. Hanbel, c.3, s.424)

El-Hattâbî (ra) der ki: “Bilinmelidir ki, yanında el-Bâsiıt ism-i şerif’i zikredilmedikçe, sadece el-Gâbiıd ism-i şerif’i ile Allah’a dua edilmez.” (Esma-ül-Hüsna, Heyet, s.45)

Rabbimiz kullarını; kimi zaman bollukla kimi zaman da darlıkla imtihan eder. Bollukta şükretmeyi, darlıkta ise sabretmeyi bilmeliyiz. Çünkü bu dünya bir imtihan yeridir. Ve imtihan soruları her an değişebilir.

“Andolsun sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele! Onlara bir sıkıntı geldiği zaman: Biz Allah içiniz ve Allah’a döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlanma ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar onlardır.” (Bakara, 2/155-157)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

436. Sayı Nİsan 2019