Sayı : 438   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sosyal Doku

Nureddin Yıldız

Zamane Hocaları ve Din Alimleri

  • 06 Nisan 2019
  • 213 Görüntülenme
  • 436. Sayı / 2019 Nİsan
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Nureddin Yıldız
Tüm Yazı Arşivi



Son asra girdiğimizde, müçtehit boşluğunu doldurabilecek isimlerin ortaya çıkmadığını gördük. Çığ gibi büyüyen ve yenilenen, içtihat isteyen konuların karşısında, içtihat edip o konularda ihtiyacı karşılayacak isimler bulunamadı. Her gün yeni bir sorun çıktı ama sorunlar karşısında Müslümanları rahatlatacak çalışmayı yapacak bir müçtehit bulunamadı. Müçtehitlerin bulunmadığı ortamda, ciddi bir boşluk dolduracak müftüler de bulunamadı.

 

İslam, Allah’ın dinidir. Şeklini, kurallarını ve yasaklarını koyan Allah Teâlâ’dır. Ne peygamberin ne de bir başkasının din koyma, ibadet belirleme hakkı yoktur. Peygamberin (sav) yaptığı Allah adına konuşmak, Allah’ın yapın dediğini yaptırmaktır.

Âlimler, müçtehitler din adına konuşurken, kendi kanaatlerini ortaya koymuş değildirler. Dinden anladıklarını, onlar gibi anlama imkânı olmayanlara anlatmaktadırlar. Bunlar da nihayetinde Kur’an ve hadislerde açıkça bulunmayan hususlardan oluşmaktadır. Yoksa hiçbir âlim, yeni bir şey koymak veya olanı kaldırmak gibi bir hakka asla haiz değildir. Böyle bir iddiada bulunanın zaten kendi dini elinden gider. Zira Allah’ın koyduğunu kaldırmak iddiası mü’min olmayı yok saymaktır.

Yaşadığımız dönemin, din adına konuşan hocalarında ya da âlimlerinde iki önemli sıkıntı vardır. Bunlardan birincisi şudur: Önümüzde âlim olarak duran kişiler ya devletin eğitim kurumlarının birinde o unvana sahip olmuşlardır ya da kişisel gayretleriyle kendilerini medreselerde veya benzeri yerlerde yetiştirmişlerdir. Birinci durumda, “devletin yetiştirdiği” biri olarak laiklik üzerinde endişesi bulunan mü’min kitlelerin rahatsızlığı ile karşılaşmaktadır. Bunda da ters bir durum yoktur. Hilafeti kaldırıp onun yerine başlangıcında İslam’ın kendisiyle, ezanı ve Kur’an’ıyla savaşmayı ilke edinmiş bir devletin, o savaşmayı planladığı dinin mensupları için “âlim” yetiştirmesinden tereddüt edilmeyecek de kimden edilecek? Mü’minler bu hususta haklı endişeler taşımışlardır. O merkezlerden yetişen pek çok isim de bu endişeyi haklı çıkaracak söylemlerde bulunmuşlardır. Sürekli dinden tavizi çağrıştıran tavırlar, Ümmet’in geçmiş büyüklerini küçük görme tavırları yok sayılabilecek hatalar değildir.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

436. Sayı Nİsan 2019