Sayı : 443   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İslam Aleminden

Ahmet Varol

İslam'a Karşı Savaşın Vahşi Yüzü

  • 06 Nisan 2019
  • 355 Görüntülenme
  • 436. Sayı / 2019 Nİsan
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Ahmet Varol
Tüm Yazı Arşivi



15 Mart 2019 tarihinde, bütün damarları İslam'a karşı kin ve nefretle doldurulmuş canavarlar Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrinde Cuma namazı öncesinde Al Noor ve Linwood camilerine saldırarak korkunç katliamlar gerçekleştirdiler. Katliamlarda toplam elli kişi şehit edildi. Yirmisi ağır olmak üzere yaklaşık elli kişi de yaralandı.

Katliamda öldürülenlerin bazıları henüz çocuktu. Vahşi canavar hiçbir insanî değere ve insaf adına hiçbir şeye sahip olmadığından elindeki silahını onların da üzerine çevirerek hunharca katletmişti.

Katliam sonrası Yeni Zelanda polisi biri kadın dört şüpheliyi yakaladı. Bunlardan birinin de Avustralya vatandaşı olduğu Avustralya Başbakanı Scott Morrison tarafından açıklandı.

Katliamda en aktif rol oynayan vahşi canavar Brenton Tarrant gerçekleştirdiği katliamı bir kahramanlık olarak değerlendirdiği için videoya çekerek internetten yayınladı. Onun silahına yazdığı sloganik ifadeler, tarihler ve manifesto diye yayınladığı metin tam bir ırkçı ve aynı zamanda modern haçlı zihniyetine sahip İslam düşmanı olduğunu gösteriyordu.

Manifestosuna göre kendisi için İslam'a karşı savaş konusunda birtakım idealler de belirlemişti.

Vahşi canavarlar içlerindeki kinin esasta İslam'a ve onu temsil eden mekânlara yönelik olduğunu ifade etmek amacıyla hedeflerine özellikle camileri yerleştirmiş ve buralara toplananların sayılarının arttığı Cuma namazı vaktini seçmişlerdi.

Saldırıya karşı başta Türkiye olmak üzere muhtelif İslam ülkelerinde protesto gösterileri düzenlendi. Tepki açıklamaları yapıldı. Ancak Batı dünyasının daha önce Müslümanları hedef alan muhtelif saldırılar karşısında olduğu gibi bu saldırı karşısında da büyük ölçüde duyarsız davranması dikkatten kaçmadı. Bazı tepkiler ve kınama açıklamaları yapıldı. Ama böylesine vahşice bir katliamın çok daha ses getirmesi gerekirdi. Tepkilerin cılız kalmasının, hedef alınanların Müslüman olmasından kaynaklandığını tahmin etmek mümkündür. Çünkü benzer bir katliamın, Batı dünyasında gerçekleşmesi durumunda çok daha büyük bir çalkantıya neden olacağı kesindir. Bu açıdan bakıldığında Batı'da ve global düzeyde, Yeni Zelanda'daki katliamlara yönelik tepkiler son derece cılız kalmıştır.

Yeni Zelanda hükümetinin özellikle de Başbakan Jacinda Ardern'in katliam karşısında sergilediği tavır takdir edildi. Ardern her fırsatta ırkçı teröre karşı keskin bir tavır sergilerken mağdur edilen Müslümanların da acılarını paylaşmaya, onları hedef alan teröre her zaman karşı olacağını net bir şekilde ortaya koymaya çalıştı.

Yeni Zelanda'da da karşımıza çıkan vahşet yıllardan beri beslenen İslam karşıtı propaganda faaliyetinin ürettiği canavarca düşüncenin sahaya taşınmasından kaynaklanmaktadır.

Vahşetin saldırılarda ve savaşlarda bir yöntem olarak kullanılması yeni değildir. Belki de insanlık tarihi kadar eskidir. Bu belki de insanı saptıran ve gerçekte onun en büyük düşmanı olan şeytanın ruhunun vahşi olmasından kaynaklanıyor. Zamanla şeytanlaşan insanların ruhları da düşmanlarına üstün gelebilmek ve hâkimiyet sağlayabilmek için vahşette sınır tanımaz hal alabiliyor.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

436. Sayı Nİsan 2019