Sayı : 463   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Merhaba Değerli Okurlarımız

  • 08 Haziran 2021
  • 116 Görüntülenme
  • 462. Sayı / 2021 Haziran

İman (tasdik) ve inkâr açısından insanlar, inanan ve inanmayan şeklinde iki gruba ayrılmakla birlikte şöyle tasnif edilebilir: mümin, münafık, kâfir.

Allah’a, Hz. Peygambere ve onun haber verdiği şeylere yürekten inanıp bunları kabul ve tasdik eden kimseye mümin denir. Hakiki mümin, Kur’an’ın ve Hz. Peygamberin emirlerini yerine getiren kimsedir. Müminlerin özelliklerini belirten pek çok ayet ve hadis vardır. Örneğin; “Müminler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki zekâtı öderler. Onlar ki ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar ki emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler. Namazlarını titizlikle eda ederler. İşte vâris olacaklar bunlardır; Firdevs cennetine vâris olacaklar ve orada onlar ebedî kalacaklardır." (Muminun, 23/1-11), "Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, ayetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler." (Enfal, 8/2) Hz. Peygamber, müminlerin özelliklerini şöyle açıklamıştır: “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlak bakımından en güzel olanıdır.” (Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 15) “Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” (Buhârî, “Îmân”, 7) Başkasına iyilik yapmak ve yaptığı işi güzel yapmak şeklinde kısmen farklı iki anlamda kullanılan ihsan Kur'an-ı Kerim'de hem Allah'a hem de insanlara nisbet edilerek yetmişi aşkın ayette geçmektedir. Bu ayetlerin bir kısmında "başkasına iyilik etmek", bir kısmında "yaptığı işi güzel yapmak" manasında, çoğunda ise herhangi bir belirlemeye gidilmeden mutlak anlamda kullanılmıştır. Müminler iman üzere ölürlerse ahirette cennete girecekler, orada pek çok nimete kavuşacaklardır. Müminlerin ebedî cennetlik olacağına dair Kur’an’da pek çok ayet vardır.

Allah’ın birliğini, Hz. Muhammed (sav)’in peygamberliğini ve onun Allah’tan getirdiklerini kabul ettiğini söyleyerek görünürde Müslümanlar gibi yaşadığı hâlde, kalpten inanmama durumuna nifak, böyle kimselere de münafık denir. Münafıkların içi başka dışı başkadır. Sözü özüne uygun değildir. Bir ayette şöyle buyrulur: “İnsanlardan bazıları da vardır ki inanmadıkları hâlde Allah’a ve ahiret gününe inandık derler.” (Bakara, 2/8) Münafıkların gerçekte kâfir oldukları bir başka ayette şöyle ifade edilir: “Onların Allah yolundan sapmalarının sebebi, önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.” (Münafikûn, 63/3) Ayrıca Kur'an-ı Kerim'de pek çok ayette münafıkların özelliklerinden bahsedilmektedir. Münafıklar İslam toplumu için küfrünü açıkça söyleyen kâfirlerden daha tehlikelidirler. Çünkü onlar dıştan Müslüman’mış gibi göründüklerinden tanınmaları mümkün değildir. Münafıklar içten içe Müslüman toplumun huzur ve düzenini bozmak isterler. Onlar gerçekte inanmadıkları için kâfirdirler ve cehennemliktirler. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vaat etti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir! Onlar için devamlı bir azap vardır.” (Tövbe, 9/68) Hatta bir ayette açıklandığı üzere cehennemin en alt tabakasında münafıklar bulunacaktır: “Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.” (Nisâ, 4/145)

Kâfir, sözlükte “örten” anlamına gelmektedir. Terim olarak ise İslam'ın temel prensiplerine inanmayan, Hz. Peygamberin Yüce Allah’tan getirdiği kesin olan ve tevatür yoluyla bize kadar ulaşmış bulunan esaslardan (zarûrât-ı dîniyye) bir veya birkaçını yahut da tamamını inkâr eden kimseye denir. Mesela namaz ve tesettürün farz olduğunu inkâr eden; içki, faiz ve rüşveti helal sayan; meleklerin ve cinlerin varlığını kabul etmeyen kimse kâfirdir.

Allah Teâlâ’nın ilahlığında, isim, sıfat ve fiillerinde, eşi, dengi ve ortağı bulunduğunu kabul eden; O’na şirk koşan kimse yani müşrik de kâfirin bir türüdür. Müşrikler Allah’ın varlığını inkâr etmezler. O’ndan başka ilah olduğunu kabul ederler. Allah’a isimleri, sıfatları, mutlak irade ve otoritesi, yarattığını yönetip idare etmesi gibi hususlarda ortak koşarlar. Şirk ile küfür birbirine yakın iki kavramdır. Aralarındaki fark, küfrün daha genel, şirkin ise daha özel olmasıdır

Bu sayımızda siz değerli okurlarımızın huzuruna Kur’an-ı Kerim ve Efendimizin, insanları itikadi ve ahlaki olarak bizlere nasıl tanıttığını öğrenmek amacıyla “Kur’an ve Sünnette İtikadi ve Ahlaki Olarak İnsan Tipleri” dosyasıyla çıkıyoruz.

Makaleleriyle sizlerin huzurunuzda olmamıza vesile olan bütün değerli yazarlarımıza en kalbi teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Siz değerli okurlarımızı, itikadi ve ahlaki olarak insan tiplerini Kur’an ve Sünnet’ten tanımak için dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

462. Sayı Haziran 2021