Maddeden Manaya Hicret: Hac , Mehmet Toker
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Umran

Mehmet Toker

Maddeden Manaya Hicret: Hac

  • 30 Nisan 2026
  • 36 Görüntülenme
  • 521. Sayı / 2026 Mayis
Yazarın Diğer Yazıları
Mehmet Toker
Tüm Yazı Arşivi



Hac, bir semboller bütünü, sembolik davranışlarla kişinin teslimiyetinin ve adanmışlığının dışa vurumudur. Yürümenin, durmanın, bakmanın, gecelemenin ibadet olarak kabul edildiği ve bu kabullerin her birisinin ayrı bir mana ve anlam kazandığı, metafiziki olanın fiziki mekânı yücelttiği, kutsallaştırdığı bir inancın ete kemiğe bürünmüş halidir. Hac, fiziki mekândan soyutlanma, fiziki zamandan uzaklaşma ve metafiziki alemle kucaklaşmadır.

Kâbe'nin hemen yanı başında Hicr ya da Hatim, bize yarım kalmışlığımızı öğretir. Dünya'da her şeyin yarım kaldığını, dünyada yarım kalanların, Kâbe ile bütünleşerek tamamlanacağını anlatır. Kâbe'ye inen rahmet ve bereket altın bir oluktan, yarım kalan hatime dökülür maddeten yarım kalanlar manen tamamlansın diye. O rahmet ve bereket sayesinde yıkansın, Kâbe ile bütünleşsin diye...

Hac, insanlık tarihi boyunca var olagelmiş sadece semavi veya ilahi dinlerde değil, beşerî, putperest dinlerde de var olan ve kutsal mekânların, belirli zamanlarda ziyareti ile yerine getirilen bir ibadet biçimi. Kutsal bir mekâna veya mabede seyahati ifade eden, adanış, yöneliş, yolunda olma gibi anlamlar ifade eden Hac, dindar insanın adanmışlığının ya da kutsal mekânda inanmış olduğu kutsal değerlerle duygusal, psikolojik bağ kurduğunun bir göstergesidir. Din duygusunun en bariz müşahede edildiği, psikolojik ve sosyolojik dinî duygusallığın zirveye ulaştığı ibadettir.

İslam öncesi Mekke ve civarında yaşayan müşrik topluluklarda da Kâbe ve civarının kutsal kabul edilmesi ve panayırlarla kuşatılmış bir ziyaret ve ticaret döneminin yaşanmakta oluşu, Haccın farziyetine hiçbir gölge düşürmez. Veya bir putperest/şirk ibadetinin revize edildiği anlamına gelmez. Hz. İbrahim'in çağrısıyla başlayan Tevhidî bir ibadetin, Hz. İsmail'den sonra Cürhümîlerin Mekke ve civarında hakimiyet kurmasıyla, tahrif edilerek putperestlik inancıyla karıştırılarak bu ibadetin devam ettirilmekte olduğunu gösterir. Haccın kökeninin Hz. İbrahim'e (as) kadar uzanması ve Hz. İsmail ile Hz. Muhammed (sav) arasındaki uzun tarihi süreçte kabilecilik ve putperestlikle harmanlanarak uygulanması; oryantalistlerin iddia ettiği gibi İslam'ın Hac ibadetinin cahiliye adeti veya ekonomik bir rant unsuru olduğunu göstermez. Bilakis, günümüzde Müslümanların Kâbe ve civarındaki kutsal mekanları (Arafat, Müzdelife, Meş'ari Haram, Mina vb.) ziyaret etmek suretiyle dini duygunun ve dini bağlanmanın en üst noktaya ulaşmasını sembolize eden Hac ibadeti genel kabule göre hicri 9. yılda farz kılınmış ve hicri 10. yılda bizzat Peygamber Efendimiz (sav) tarafından yerine getirilmek suretiyle uygulanmış ve Müslümanlara emredilmiş olan bir farizadır. İslam'ın inzali ve Haccın emredilmesi ile beraber, Hz. İbrahim'in çağrısı şirk unsurlarından temizlenerek bugünkü halini almıştır. Kaldı ki sadece Hac değil; namaz, oruç, zekât gibi İslam'ın dört temel esası olan ibadetlerin pek çok dinde de olduğunu ve tarih içerisindeki pek çok dini topluluk tarafından uygulamaları farklı olsa bile yerine getirildiğini görüyoruz. Bu durum oryantalistleri haklı çıkarmaz bilakis tevhidinin ilk peygamber ve ilk insan olan Hz. Adem'den itibaren var olageldiğini, zaman içerisinde dönemsel kırılmalarla farklılaşsa, tevhid ekseninden kaydırılıp şirk unsurlarıyla karıştırılsa bile neticede İslam'la yeniden özüne, aslına, tevhid esasına döndürüldüğünü ve saflaştırıldığını gösterir.

Hac, kişinin rutinden arınıp, kendisi için bütün kâinatı var eden yaratıcıya yönelmesini sembolize eder. Hac, yaratıcının davetine icabet ve kulluk noktasında itaatin, samimiyetin, teslimiyetin ve davete icabetin bir göstergesidir. Hac, yaratılmış olan bir mekânın hatta insanlar tarafından inşa edilmiş mekânların yaratıcı tarafından kutsal ilan edildiğini ve buralara yaratıcının vermiş olduğu değerin, insanlar tarafından kabul edildiğini ve bu kabulün neticesinde de o kutsiyete uygun davranışın benimsendiğinin bir ifadesidir. Hac, bir semboller bütünü, sembolik davranışlarla kişinin teslimiyetinin ve adanmışlığının dışa vurumudur

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

521. Sayı Mayis 2026