Hac ibadeti; kendisine has şeâir ve sembolleriyle insanı Rabbine yaklaştıran, ona kulluğu öğreten, ona geçmişi hatırlatan ve onu yaşayarak geleceğe hazırlayan bir ibadettir. Hac ibadeti; Hz. İbrahim'in daveti, Hz. Muhammed (sav)'in örnek uygulamasıyla insana ve ümmete hayat veren kıyam hareketidir. Hac ibadeti; samimi bir kul olma, ahlaklı bir insan olma, muttaki bir mümin olabilmenin mektebidir.
Ruhunu ve anlam dünyasını kaybeden ibadet; gösteriş ve reklama döndürülmekte, değişik şekillerde menfaat elde etmeye aracı kılınmakta, tatil ve gezi mantığıyla şeâir ve sembolleri hikmetini kaybetmektedir. Hac ibadetinin içerdiği şeâir ve sembollerin anlam dünyası; şekle, konfora, gösteriş ve riyaya en acısı şova dönüşebilmektedir. Hac yolculuğu turistik bir seyahate, Allah'ın misafirleri sıradan bir turiste ve turist mantığına bürünebilmektedir. İbadet dışı mekânlarda vaktin geçirilmesi, ibadet dışı eylemlerin talep edilmesi haccın ve umrenin amacından sapmasına da sebep olabilmektedir.
Hac ile umre, şeâir ve sembollerle yerine getirilen bir ibadettir. Şeâir ve sembollerin içerisi ne kadar doldurulabilirse, şeâir ve semboller ne kadar iyi ifade edilerek anlamlandırılabilirse bu ibadetler o kadar anlam ve değer kazanır. Hac ve umre ibadeti, diğer ibadetlerde olduğu gibi yalnızca Allah için yapılmalıdır. "De ki: Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir." (En'âm, 6/162)
Hac ve umre ibadetine ait şeâir ve sembollerin içerisini dolduran onları anlamlandıran kavram/amel ise "takva"dır. Takva temelli olmayan, Allah için yapılmayan, içi doldurulamayan şeâir ve semboller gerçek manada anlaşılamayacak, hac ve umre de ideal anlamda gaye ve hedefine ulaşamayacaktır. Hac ibadeti için şart koşulan; rafes, füsuk ve cidal yasakları ise onun maddi ve manevi anlamda amel sınırlarını çizmektedir. "Hac bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca karar verip niyet ederse, bilsin ki hac sırasında (ihramlı iken) kadına yaklaşmak(rafes), günaha sapmak(füsuk) ve tartışıp çekişmek(cidal) yoktur. Ne hayır işleseniz Allah onu bilir. Azık edinin; kuşkusuz azığın en hayırlısı takvâdır. Öyleyse bana saygı duyun, ey akıl sahipleri!" (Bakara, 2/197)
Hz. İbrahim'in Hanif dininden sonra Hz. Muhammed (sav)'e kadarki süreçte hac ibadeti amaç ve gayesinden saptırılmıştır. Allah için yapılması emredilen bu ibadet, Kâbe ve diğer semboller; sapkın ve menfaatperest kişilerin hac ibadetinin içerisine birçok yanlış, bidat ve hurafeyi karıştırmasıyla zirve haliyle şirkin sebebi, zulmün aleti haline getirilmiştir. Son dinin, vahyin emriyle ve son peygamber Hz. Muhammed'in (sav) uygulamalarıyla hac ibadeti asli hüviyetine yani Hanif haline kavuşturulmuştur. Hac; kıyam ve cihat ibadetine, nefis ve ahlak eğitimine, gerçek manada Allah'a kulluğa dönüştürülmüştür. "Rabbinizden bir fazl istemenizde size sakınca yoktur. Arafat'tan hep birlikte indiğinizde Allah'ı Meş'ar-ı Haram'da anın. O, sizi nasıl doğru yola yöneltip-ilettiyse, siz de O'nu anın. Gerçek şu ki, siz bundan evvel sapmışlardandınız." (Bakara, 2/198)
Hac ibadeti; kendisine has şeâir ve sembolleriyle insanı Rabbine yaklaştıran, ona kulluğu öğreten, ona geçmişi hatırlatan ve onu yaşayarak geleceğe hazırlayan bir ibadettir. Hac ibadeti; Hz. İbrahim'in daveti, Hz. Muhammed (sav)'in örnek uygulamasıyla insana ve ümmete hayat veren kıyam hareketidir. Hac ibadeti; samimi bir kul olma, ahlaklı bir insan olma, muttaki bir mümin olabilmenin mektebidir. Hac ibadetini özel ve güzel yapan, unutulmaz yapan da budur. İnsan hac ibadetiyle geçmişine gider ve geleceğine hazırlanır. Geçmişin muhasebe ve muhakemesini geleceğin ise planlamasını yapar. Rabbine kul olma sözünü hatırlar ve kul olarak kalacağının taahhüdünü yapar. Dünyada mahşeri yaşar. Elçi olarak gider örnek olarak döner. Rahman'a misafir olur; ana yurduna, ata yurduna sıla yapar. Atalarını ziyaretle şereflenirken, kardeşleriyle kucaklaşır, onlara güzellikler taşır, onlardan güzellikler alır. Bu haliyle Hac, insanın kulluk hayatındaki çok özel bir zaman dilimidir.
Bütün ibadetlerin en temel esas ve gayesi insanı ahlaklı bir Müslüman haline getirmektir. Hac ibadeti de bu anlamda insanı manevi ve ruhi anlamda olgunlaştıran yücelten adeta onu melekleştiren bir ibadettir. Hac ibadetini ihlas ve samimi bir niyetle huşu içerisinde yerine getirirken şeâir ve sembollerin şekilleri ile yetinilmemeli aksine şeâir ve sembollerin içerik ve yüklendiği anlamlar çerçevesinde ifa edilmesi önem arz etmektedir.
Kâbe, haccın ve umrenin en önemli sembolü ve aynı zamanda İslam'ın da şeâiridir. O, taştan bina olmanın ötesinde Beytullah'tır, Beytü'l Atîktir, ilk evdir, Harem'dir, Emin Belde'dir. İslam'ın ve Haccın en önemli sembolü ve şeâiridir. Müslümanların Rablerine yönelip teveccüh ettikleri kıblesi, mabedidir. Müslümanların dirilme, hayat bulma ve güven içinde kalma yeridir. Kâbe'de bulunan mültezem, Müminlerin sarılarak yalvarıp yakardıkları, gözyaşı döktükleri, dua ettikleri iltizam yeridir. Madden ve manen arınma ve arıtma merkezidir
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız
















