Allah-insan İlişkisinin Tecelli Şekli Olarak "vahiy" , Kadir Demirlenk
Sayı : 520   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

YaÅŸama(ya) Dair

Kadir Demirlenk

Allah-insan İlişkisinin Tecelli Şekli Olarak "vahiy"

  • 03 Nisan 2026
  • 9 Görüntülenme
  • 520. Sayı / 2026 Nisan



Allah(cc), ahseni takvim üzere yarattığı ve mükerrem kıldığı insana ayrı bir değer vererek onu muhatap almış ve kendisi ile vahiy yoluyla iletişime geçmiştir. Onu yüce gaye ve hedeflerle sorumlu tutarak gayesiz ve başıboş bırakmamış, yaratılış gayesini de kulluk olarak belirleyerek yeryüzünde halife kılmıştır. Allah(cc) insanı akıl ve irade ile donatmış, hakk ve batıl yollarını kitap ve peygamberlerle göstermiş, bunlardan istediğini seçmede serbest bırakmış, nihayetinde de sorumlu olacağını bildirmiştir.

Allah-insan ilişkisi, "Uluhiyet" ve "Ubudiyet" kavramları üzerine tesis edilmektedir. Bu aynı zamanda yaratanla yaratılan arasındaki ilişkidir. Kur'an, Allah-insan-kâinat üçlüsünü konu edinirken temel mesajını "Uluhiyet" ve "Ubudiyet" konuları üzerine bina eden bir din, aynı zamanda ilahi bir düşünce sistemini bize sunmaktadır. Kur'ânî düşüncede yaratanla yaratılanlar arasındaki ilişkilerin sınırları bellidir. Yaratanın konumu "Rablık" iken, yaratılanların konumu "Kulluk" şeklindedir.

Allah Teâlâ(cc) Kur'an'da canlı ve cansız varlıkların oluşturduğu âlemlerden bahseder. Bu husus Kur'an'da (73) yetmiş üç yerde "âlemîn" şeklindeki kullanımlardan anlaşılmaktadır. (Bkz.Fuad Abdulbaki, age, s.480-481) Kur'an, insanın da alemlerin bir parçası olduğumuzu bildirmektedir. Kur'an'da değişik yönleriyle tanıtılan insan, Allah'ın yarattığı en şerefli ve en mükemmel mahluktur. Kur'an; insanın yaratılışından, yaratılışındaki mükemmellikten, insanın tabiat ve fıtratındaki dualizmden (ruh-nefs, madde-mana), onun en şerefli mahluk olduğundan, ama aynı zamanda en aşağı seviyeye, konuma inebileceğinden de bahsederek insanın zayıf ve aciz olarak yaratıldığını bundan dolayı da aceleci ve hırslı olduğunu bildirir. Allah'a karşı takınmış olduğu tavırlardan dolayı da zalim ve cahil olduğunu, verilen nimetlere karşı da cimri ve nankör olabileceğini vurgular. İnsana verilen nimetler ve imkanlardan da bahseerek yerlerde ve göklerde bulunan her şeyin insanın emrine amade kılındığını haber verir.

Allah(cc), ahseni takvim üzere yarattığı ve mükerrem kıldığı insana ayrı bir değer vererek onu muhatap almış ve kendisi ile vahiy yoluyla iletişime geçmiştir. Onu yüce gaye ve hedeflerle sorumlu tutarak gayesiz ve başıboş bırakmamış, yaratılış gayesini de kulluk olarak belirleyerek yeryüzünde halife kılmıştır. Allah(cc) insanı akıl ve irade ile donatmış, hakk ve batıl yollarını kitap ve peygamberlerle göstermiş, bunlardan istediğini seçmede serbest bırakmış, nihayetinde de sorumlu olacağını bildirmiştir.

Yüce yaratıcının özelde insanla genelde bütün varlıklarla iletiÅŸim ve etkileÅŸim kurma ÅŸekli vahiydir. "Vahiy"(وحى)fiilinden türetilmiÅŸ mastar olup lügatte; "iÅŸaret, kitabet, risalet, gizli konuÅŸmak, emretmek, ima etmek, acele etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak, bilhassa revalasyon yapmak gibi çeÅŸitli anlamlara gelmektedir."( İbn. Manzur age, c.XV s.379-381; CerrahoÄŸlu, age, s.37) "Vahiy kelimesinin aslı, süratli iÅŸarettir. Bu bazen rumuz ve tariz yoluyla yapılan sözle, bazen terkipten soyutlanmış sesle, bazen de organlarla ve yazmakla olur." (Râğıb, age, s.809 (vahy) mad.)

"Vahiy" kelimesinin ıstılahi manalarında bazıları şu şekildedir. "Allah Teâlâ'nın peygamberlerine ve velilerine öğretilen ilahi kelimeye denir."( Yazır, age, c.3, s.125 ) "Allah Teâlâ tarafından peygamberlerine ve bilhassa Hz. Muhammed'e (sav) ulaştırılan vahiy." (Cerrahoğlu, age, s.39 ) "Allah'ın nebi ve rasullerine irade ettiği bilgileri, kelam, söz ve mana olarak bildirmesidir" ( Gölcük - Toprak, age , s. 318 ) Bunlar aynı zaman da vahyin içerikleridir.

"Vahiy" kelimesi, Kur'an'da 78 yerde değişik şekillerde (isim-fiil) kullanılmıştır. Bunlardan 11 yerde ki kullanımı ıstılahi anlamının dışında ki kullanımlarla, diğerleri ise ıstılahi anlamdaki kullanımlardır. Elmalılı Hamdi Yazır(v.1942)Kur'an'da ki vahyi iki kısma ayırarak açıklamaktadır. "Demek ki genelde vahyin, ilk iş olarak ikiye ayrılması gerekir ki, biri Allah'tan başkasından olan işaret ve îlam, diğeri de Allah tarafından olan işaret ve îlamdır. Vahiy, esas lügatte bunların hepsini içine almakta ise de, lügat örfünde ancak Allah tarafından olana işaret ve i'lâma isim olmuştur. Mutlak olarak vahiy denildiği zaman da bu anlaşılır." (Yazır, age c.3 s. 126-127; Cerrahoğlu, age s. 37)

-İlahi Vahiy

-Peygamberlere gelen ve ıstılahi manada kullanılan vahiydir. Sadece nebi ve rasullere gelen ayırıcı vasfı olan vahiydir. Bu iletişim şekli (vahiy), kendine özgü özellikleri ile diğer vahiy türlerinden ayrılır. Peygamber kesin olarak kendisine Allah tarafından ilham edildiğini bilir ve bunun farkındadır. Bu tür bir vahiy, insanlığın hidayeti için inanç ilkeleri, emirler, kanunlar ve düzenlemeleri içerir. Vahiy denilince ilk akla gelen ve ıstılahi anlamda da kullanılan vahiy türü bu şekilde ki vahiydir. Kur'an'da ki ıstılahi kullanımların çoğu da bu tür kullanımlardır

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

520. Sayı Nisan 2026