Kâbe İle Evlerimizin İrtibatı , Abdullah Büyük
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

Kâbe İle Evlerimizin İrtibatı

  • 30 Nisan 2026
  • 11 Görüntülenme
  • 521. Sayı / 2026 Mayis



Evlerimiz de İslamî (İslam'a ait) olmalı; aile fertlerine de İslam'ı rahat tatbik etme imkânı vermelidir. Zaten Rabbani bireylerin oluşturduğu İslamî evlerin içerisinde İslam'ı tatbik etme imkânı yüce Allah tarafından kolaylaştırılacak ve İslam'ın tatbik edilmesiyle, İslamlaştırılan evlerden Rabbani şahsiyetlerin yetişmesi devam edip gidecektir. 

Beytullah yalnızca hac ve umre vazifelerini yerine getirmek için ziyaret edilen bir mekân olmakla kalmamalı, onu görme imkânı elde edemeyen müminler de dâhil olmak üzere her Müslüman'ın kendi evinin manevi imarında temel kaynak kabul edilmelidir. Bütün müminlerin kendi evleri ve Allah'ın evi olan Kâbe arasındaki irtibatı gözden geçirmesi gerekmektedir.  Çünkü müminin evi ve Allah'ın evi arasında mevsimlik değil, daimî bir ilişki olması icap etmektedir.

Nerede ise ömrümüzün yarısını geçirdiğimiz evlerimiz, bize yabanileşti. Sanki bir otel ve lokanta kimliğine büründü. Manen, ahlaken ve edeben rahatlayacağımız, fiziki dünyamızla dinleneceğimiz evlerimiz, bizlere asli görevlerini yapmıyor. Sinir ve stresle girip, yine sinir ve stresle çıkıyoruz evlerimizden. Ama niçin? Bizler ve evlerimiz niye bu hale geldik?

ÖNCE MÜSLÜMANA YAKIŞAN EVİN TARİFİNDEN İŞE BAŞLAYALIM

Kur'an-ı Kerim, evlerimizi, huzur ve dinlenme yeri olarak görmek ister:

Allah, evlerinizi, sizin bir huzur ve dinlenme yeri olarak görmek ister:

"Allah, evlerinizi, sizin için bir huzur ve sükûn yeri haline getirdi." (Nahl, 16/80)

Yine kulluk Kitabımız, evlerimizi bir mektep, irfan mektebi, Kur'an mektebi olarak görür:

"Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır." (Ahzab, 33/34)

"Evlerinize girdiğiniz vakit, Allah tarafından bolluk, bereket ve esenlik dileyerek birbirinize, kendinize mutlaka selam verin. " (Nur, 24/61)

Tüm bu güzellikleri, iyilikleri, bereket ve esenlikleri elde etmenin yolu; bir gün oturduğumuz evleri, Kâbe'nin yerine korsak, tıpkı cami ve mescitlere bakış açımızı evlerimize de çevirirsek, yer yüzünde huzurun adresinin evlerimiz olduğunu anlarsak, evet işte o zaman hedefimize kavuşabiliriz.

Ayet, kişiyi Cenab-ı Allah'a kılavuzlayan, O'nu hatırlamasını sağlayan canlı cansız her şeyi kapsamı altına alır. Hayatındaki her ana ibadet etiketini yapıştıran mümin, yalnızca Kur'an-ı Kerim'i değil çevresinde gördüğü her şeyi de kendisine Allah'ı hatırlatan bir ayet olarak kabul eder. Eşyaya bakışı böyle zengin ve hikmet dolu olan mümin, tüm kâinata Allah'ın ayetleri olarak nazar eder ve her bir nazarı onun için ibadet seviyesine yükselmiş olur. Bazen bir dağ, bazen bir çiçek ayet olabileceği gibi içinde yaşadığımız evler de birer ayettir. 

İnsanın fiziki yorgunluğunu dinlendirmek için ihtiyacı olan şey aile ortamıdır. Cemiyet hayatından yorulduğu yani sosyal olarak, fikrî olarak yorgunluk hissettiği zamanlarda da en iyi dinlendiği ortam yine evidir. Aslında otel ve pansiyon gibi ortamlarda huzur bulunamamasının temel sebebi de bu, yani otel ve pansiyonların aile şefkat ve merhametinden yoksun olmasıdır. 

Çocukların insanları ve hayatı tanımaya başladıkları mekân da evlerimizdir. Aile ortamında hayata bakışını şekillendiren çocuklar anne babalarının onlara sundukları ev ortamını, onların hayat tarzlarını ve ev içinde yaşananları benimserler

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

521. Sayı Mayis 2026