Yaratıkların en şereflisi olan bir insanın, soluyan köpeklere benzetilmesi basit bir şey değildir. Onun için diyoruz ki, kibir ve hevâsının kurbanı olan herkes Bel’am’dır ve ayetlerde söz konusu edilen kişidir. Bu nedenle insan, ilmine, konumuna, variyetine, bir kısım meziyetlerine güvenmemelidir. Zira insanlık tarihi, ilmiyle, makamıyla, variyetiyle, pek çok meziyetleriyle kaybeden insan örnekleriyle doludur.
Allah’ın ayetlerinden sıyrılıp şeytanın peşine takılan kimse elbette bu durumlara müstehak olacaktır. Oysa Allah’ın ayetleri, insanın ruhuna, selim aklına, fıtratına, dünya ve ahiret mutluluğuna uygun olandır. Şeytanın çağrıları ise tamamen bunların aleyhine ve zararınadır. Tabi ki dünyevileşen kimselerin bunu fark etmesi oldukça zordur. Dünyevîleşmek ilim sahiplerini bile bu korkunç akıbetlere düşürürse, dünyevîleşen cahillerin durumu çok daha vahim olacaktır!
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ الَّذِي آتَيْنَاهُ آيَاتِنَا فَانسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ فَكَانَ مِنْ الْغَاوِينَ
وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلَكِنَّهُ أَخْلَدَ إِلَى الْأَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوَاهُ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْ ذَلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا فَاقْصُصْ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
سَاءَ مَثَلًا الْقَوْمُ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا وَأَنفُسَهُمْ كَانُوا يَظْلِمُونَ
“Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlıklardan olan kişinin olayını anlat. Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Onun durumu, üstüne varsan da kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler. Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden toplum ne kötü bir misaldir!” (A’râf, 7/175-177)
Hayatın içerisinden seçilmiş bir Kur’an misali daha. Sahibinin arkasından gayesizce yahut azıcık bir dünyalık için koşturup durmuş, sonuçta yorgun düşmüş bir halde soluyup duran bir köpek. Yorgun düşmesi bir yana, bir karış dilini dışarı çıkarmış ve soluyup durmakta. Nahoş bir görüntü, nahoş bir ses… İşte ayetler böyle bir köpeğe benzeyen kişileri anlatıyor ve bunların ibretlik manzaralarının anlatılmasını istiyor:
“Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kimsenin acınacak halini anlat.” (A’râf, 7/175) Anlat ki herkes bundan ders alsın. O kişinin anlayacak aklını Biz verdik. Hikmete dayalı doğru bilgiler de Bizim. Zira yeryüzünde batıldan önce hak vardı. Yüce Yaratıcı, yarattığı insanı başıboş bırakmamış; ilk insan Hz. Âdem şahsında eşyanın tüm isimlerini öğreterek insanlığı eğitmiş, bilmediklerini öğretmişti. Ondan sonra da hep Peygamberler gelmiş, insanlığa hikmet ve ilahî hükümleri getirmişti. Dolayısıyla kime ilim ve hikmetten bir pay verilmişse bu, Yüce Yaratıcının lütfüdür. Nimet ise şükrü gerektirir. Şükür ise, nimetin asıl sahibinin ölçüleri doğrultusunda kullanmakla gerçekleşecektir.
Akıllı insana düşen, Peygamberler vasıtasıyla insana bahşedilen bu ilim ve hikmeti öğrenip onu, hakkın hizmetinde kullanmaktır. Tarih boyunca ilmiyle amel eden nice insan, ilmiyle yükselip cennetlikler arasına katılırken; nicesi de sahip olduğu ilmin ya gereğini yerine getirmemiş, ya da onu yanlış yerlerde kullanmış ve sonuçta kaybedenlerden olmuştur. Böyleleri insanlığından çıkmış ve kelpler seviyesine inmiştir.
Gayesiz koşuşturmasıyla yorgun düşüp soluyan köpek. Evet, ilim sahibi kişi de çalışmış ve yorulmuştur. Ama ilim elde etmedeki asıl gaye olan, ilmini hak yolda kullanıp Rabbin Rızasını kazanma hedefinden sapmış; ilmiyle Rabbe uyacağına heva ve arzularının peşinde şeytana râm olmuştur.
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız




















