Sayı : 443   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İrfan Mektebi

Osman Nuri Topbaş

İslam' da Aile

  • 06 Eylül 2019
  • 202 Görüntülenme
  • 441. Sayı / 2019 Eylül
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Osman Nuri Topbaş
Tüm Yazı Arşivi



Cahiliyyede, asil aileler nikâh müessesesini muhafaza ediyordu. Lâkin toplumda iffetsizlik hâkimdi. Cahiliyyede kadın alınıp satılan ve kiralanan bir meta hâlindeydi. Dikkat edilirse; cahiliyyedeki bu çirkin ahval, ahir zamanda da benzer şekilde zuhur etmektedir. Günümüzün modern cahiliyyesinde de; Kadınlar; aileden, evlilikten ve annelikten soğutularak, sokağa ve dış dünyada kendini teşhir etmeye özendirilmektedir. Sanki nadide bir çiçek, kaldırımlarda ayaklar altında ezdirilmekte ve çiğnetilmektedir. Bu ne kadar hazin bir faciadır. Maalesef bugün nice kadınlar; şehvetlerinin esiri olmuş kalabalıkların, mütecaviz nazar ve tavırlarının insafına terk edilmektedir.

 

Kadına şiddet ve taciz gündemdedir. Bıçaklanan, yaralanan ve öldürülen kadın haberleri gazeteleri doldurmaktadır. Boşanmalar artmakta, evlâtlar sokakta kalmaktadır. Batıda; aile çökmüş, nüfus azalmaya yüz tutmuş, kadın ve erkekler evlilik dışı çirkinliklerin girdabında boğulmaktadır.Hâlbuki şanlı mazi ortadadır. 1400 senelik tarihimizde kadına şiddet ve tacizden bahsedilemez; bilâkis, onun şeref ve haysiyetini koruma vardır.

 

Devrimizde ailelerin dikkat etmediği gizli bir menfi tesir de yenilen lokmalarla alâkalı şu husus:Ailece dışarıda yemeye alışmak… Hazır yemekler… Motosikletlerle evlere yemek taşınması.Evvelâ böyle gıdaları yiyenler düşünüyorlar mı?Bu yemekler acaba nasıl insanlar tarafından, hangi hâl ile pişirildi?Gerek maddî ve gerekse manevi olarak; temiz mi, helâl mi?Abdestli mi, kirli mi?Dış dünyanın hali ortada. O dünyadan evlerimize taşıdığımız gıdaların ailelerimize menfi tesir edeceğinden endişe duymalı değil miyiz?

 

 

 

 

İLK İNSAN, İLK AİLE…

Cenab-ı Hak, önce ilk insan olan Âdem (as)’ı topraktan yarattı. Âdem (as) cennette her türlü nimet içinde olduğu hâlde, kendini yalnız hissetti. Cenab-ı Hak, Hazret-i Âdem uykuda iken, ondan Hazret-i Havva’yı halk etti. Cüzden külle, külldencüz’e bir akış ve temayül başladı. Meleklerin kıydığı bir nikâh ile kurulan bu ilk aileden, insanlık vücuda geldi.

Ayet-i kerimede bu hakikat şöyle dile getirilir:“Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten (Âdem’den) yaratan, ondan da eşi (Havva’yı) yaratarak (yeryüzünde) ikisinden birçok erkek ve kadın var eden Rabbinizden sakının!..” (Nisâ, 4/1)

Rabbimiz; insanın, Allah adına nikâh akdiyle kurulan huzur ve saadet dolu aile yuvasında dünyaya gelip, yetişmesini murat etti. Mukaddes aile yuvasında; anne-baba, zevç, zevce ve evlâtları karşılıklı hak ve vazifelerle birbirlerine zimmetledi.

Hadis-i şerifte buyurulur:“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mesulsünüz.Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden mesuldür.Kadın, kocasının evinde çobandır, o da sürüsünden mesuldür…”(Buhârî, “Ahkâm”, 1; Müslim, “İmâret”, 20)Cenab-ı Hakk’ın; evliliğe lütfettiği ayrı bir ikram da, nikâh sayesinde bir araya gelen iki insanın, daha önce iki yabancı iken, bir anda dünyanın birbirine en yakın iki ferdi hâline gelmeleridir. Kurdukları yuva; çoğu kere, ayrıldıkları baba ocağından, anne ocağından daha sıcak gelmeye başlar. Bu da Cenab-ı Hakk’ın ilâhî bir tecellisidir. Ayet-i kerimede bu tecelli, ilâhî bir nimet olarak şöyle bildirilir:

“Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir.Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.”(Rûm, 30/21)

Hayatın her safhasını tanzim eden İslâmiyet, elbette aile hususunda da insana mühim talimatlar vermiştir.

İki insanın muhabbetle bir araya geldiği ailede; huzur ve saadet için, güzel ahlâka riayet en büyük zarurettir. Rabbimiz, ailede güzel geçinmeyi ve sabrı emretmiştir:

“…Hanımlarınızla iyi geçinin, onlara güzel muamelede bulunun. Onlardan hoşlanmasanız bile, umulur ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah birçok hayır takdir eder.”(Nisâ, 4/19)

 

Aile yuvasında sevinç ve mutluluk için dualar etmemiz de Kur’anîtalimatlardandır:

“…Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla!..” (Furkan, 25/74)

Ayet-i kerime; göz nuru evlâtlar için, göz nuru hanımların yetişmesinin şart olduğunu bildirmektedir. Peygamberimiz, kız evlâtların güzelce yetiştirilmesiyle alâkalı müjdeler vermiştir.

Aile demek; nikâh demektir, iffet demektir. Erkeğin de kadının da şerefi ve kıymeti, nikâh ile akdedilen ailede gerçekleşir.

İffet, insana mahsus bir keyfiyettir. İffetsizlik ise, insanlık haysiyetinden uzaklaşmaktır; hayvanlar gibi sorumsuz, pis, rezil ve pespaye bir hayat sürmektir. Üstelik hayvanlara; akıl, vicdan ve ruh gibi hususiyetler verilmemiştir. Bu sebeple onlar; bu yaşayışlarından dolayı suçlu gösterilemezler. Ya insan?

Cahiliyyede, asil aileler nikâh müessesesini muhafaza ediyordu. Lâkin toplumda iffetsizlik hâkimdi.

Cahiliyyede kadın alınıp satılan ve kiralanan bir meta hâlindeydi.

Dikkat edilirse; cahiliyyedeki bu çirkin ahval, ahir zamanda da benzer şekilde zuhur etmektedir.

Günümüzün modern cahiliyyesinde de;

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

441. Sayı Eylül 2019