Sayı : 444   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Kardeş Ayetler

Prof. Dr. Ali Akpınar

Ayetler Kimler İçindir

  • 06 Ağustos 2019
  • 343 Görüntülenme
  • 440. Sayı / 2019 Ağustos



İşitme duyusu doğruyu bulma, gerçeği öğrenmede en önemli duyularımızdan biridir. Eğitim öğretim dinleme ile gerçekleşir. Yüce Rabbin eğitiminden geçen ve eşyanın tüm isimlerini öğrenen ilk insan Hz. Âdem Rabbini dinledi. Son Peygamber, Vahiy Meleği Cibril-i Emin’i dinledi. Onun güzide ashabı, Peygamberimizi dinlediler ve seçkinlerden oldular. Hem de başlarına kuş konmuşçasına sükûnetle, gönül kulaklarını onun inci tanesi sözlerine vererek.

 

 

Yüce Allah’a iman eden kişi, O’nun ayetlerini bilir, o ayetleri saygıyla okur, acziyetini bilerek tevazu ile okur, O’nun ayetlerini O’nun öteki ayetleriyle ve O’nun Rasülünden gelen bilgiler ışığında onları anlamaya çalışır. Anladıkça ameli, takvası artar. İlim ve ameli arttıkça tevazusu artar. Ne kadar anlarsa anlasın, sonunda “Allahü a’lem bissavâb/En doğrusunu en iyi Yüce Allah bilir” demeyi ihmal etmez.

 

 

Hayat düsturumuz Kur’an pek çok ayetinde insanlığa sunduğu ayetlerinden ibret alacak kimseleri bildirir. Şöyle ki onun dikkat çektiği hem kevnî, hem kitabî ayetlerinden istifade edebilmek için, o ayetleri fark edip onlardan ibret alabilmek için bu niteliklere sahip olmak gerekir. Sadece ayetlerin yanından/yakınından geçmek yetmez, ayetleri okumak, dinlemek de kâfi değildir. Öncelikle o ayetleri ve sahibini ciddiye almak gerekir. Olar üzerinde yoğunlaşmak gerekir, akl-ı selimle onların üzerinde derinlemesine düşünmek gerekir. Onları okumak, dinlemek, anlamak gerekir. En önemlisi de onların gereğini yerine getirmek gerekir. İşte Kur’an ayetlerinden yararlanacak kimseleri şöyle belirler:

Akledenlere: “Aklını kullanan kimseler için bunda ayetler vardır.” (Ra’d, 13/4; Nahl, 16/12; Rûm, 30/24,28; Câsiye, 45/5) Dinimize göre bir insanın sorumlu olabilmesi için akıl sahibi olması gerekir. “Aklı olmayanın dini yoktur” kaidesi gereğince aklı olmayanlar dinen sorumlu değildirler. Hayat kitabımız, inanmayan kimseleri “akılsızlar, akıllarını kullanmayanlar” olarak nitelendirir. Zira onlar Yüce Yaratıcının kendilerine verdiği aklı yerli yerince kullanmamışlar ve akılları onları doğru yola ulaştırmamıştır. Bunun yanında Kur’an, ısrarla aklını kullanmaktan bahseder. Buna göre akıllı olmak yetmez, aklını kullanmak gerekir. Bunun için Kur’an’da akıl kelimesi yalın olarak geçmez, bu kök fiil formunda kullanılır. Onun için aklı çalıştırmak ve onu doğruyu bulmada kullanmak gerekir. Öte yandan Kur’an, kalp ile akletmekten, gönül kulağıyla dinlemekten ve kalp gözüyle görmekten bahseder. (Bkz.Hac, 22/46) Bu ise doğru anlamak, anladığı gerçeğe inanmak ve anladığının gereğini yapmakla mümkündür. İşte Yüce Allah’ın ayetlerini de aklını kullananlar bilir, görür, anlar ve onların gereklerini yerine getirirler.

Akıl sahiplerine: “Onlarda akıl sahipleri (ülü’n-nühâ) için şüphesiz ayetler vardır.” (Tâhâ, 20/54,128)Ayette geçen “nühâ” kelimesi, bâtıl ve kötü şeylerden sakındıran akıl anlamınadır.” (Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili) Demek ki ayetlerden istifade edebilmek için akıllı olmak yetmemektedir. Aklı hayır ve şerri birbirinden ayıran ve sahibini hayra yöneltip şerden alıkoyan bir meleke olarak kullanabilmektir. Böyle bir akıl, haricî etkenlerden korunmuş, fıtrat üzere kalmış, doğru düşünüp doğru karar verebilen akl-ı selîmdir.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

440. Sayı Ağustos 2019