Sayı : 527   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hedef Noktası

Ramazan Kayacık

Başarırken Kendimizi Kaybetmeyelim

  • 31 Ekim 2026
  • 8 Görüntülenme
  • 527. Sayı / 2026 Kasım



Ülkemiz gençlerinin başarısı çoğu zaman yüksek notlarla ve üniversite sınavını kazanmakla ölçülüyor. Oysa okul başarısı, hayat başarısının bir parçasıdır; bütünü değildir. Dürüst olmak, sorumluluk almak, sağlıklı ilişkiler kurmak ve başarısızlıkların ardından yeniden ayağa kalkabilmek, hayat başarısının temelidir. Gençlerimizi sınavlara hazırlarken hayata da hazırlamalı; değerlerini aldıkları puana, sevgimizi kazandıkları başarıya bağlamamalıyız. Asıl başarı, hedefe ulaşırken insan kalabilmektir.

Ahlâk, hedef kadar hedefe giden yolu da sorgular. Başkasının emeğini sahiplenerek, gerçeği çarpıtarak veya bir hakkı ihlal ederek elde edilen sonuç, hesabını vermemiz gereken bir yük taşır. Makam adaletimizi, servet paylaşma irademizi, şöhret tevazuumuzu sınar. Yetkimiz arttığında itiraz edenleri susturuyor, kazancımız büyüdüğünde başkalarının emeğini küçümsüyorsak ulaştığımız yer bizi olgunlaştırmamış demektir. Başarı, kazandığımız gücün sorumluluğunu üstlenebildiğimizde anlamını derinleştirir.

Başarı, bir işi amacına uygun sonuçlandırmak, bir güçlüğü aşmak ve hedefe ulaşmaktır. Başarısızlık ise beklenen sonucu elde edememektir. Ancak bu tanımlar, yaptığımız işin sonucunu anlatır; insan olarak bütün değerimizi belirlemez. Bir hedefe ulaşmak bizi her bakımdan üstün kılmaz; hedefe ulaşamamak da değersizleştirmez. İnsan denen varlık, kazandıklarından da kaybettiklerinden de daha değerlidir. Bir sınavın sonucu, bir ömrün hükmü olamaz.

Başarıyı istemek ve takdir edilmekten hoşlanmak insani duygulardır. Fakat başarıyı, beğeniyi kendi değerimizi kanıtlama şartına dönüştürdüğümüzde yükümüz ağırlaşır. İşimizi iyi yapmakla yetinmez, alkış da bekleriz. Kimse fark etmezse emeğimizin anlamından kuşku duyarız. Oysa iyilikler duyulmadığında değerini kaybetmez. Bir hastanın başında geçirilen uykusuz gecenin, sessiz bir fedakârlığın kıymeti hiç seyircisi olmasa da hiç kimse görmese asla azalmaz.

Bu yüzden daha yolun başında kendimize sormalıyız: Neyi başarmak istiyoruz, neden? Hedefimizi seçerken yeteneklerimizi, imkânlarımızı ve eksiklerimizi göz önünde bulundurmalıyız. Başkasının başarılı olduğu bir yol, bize uygun olmayabilir. Kendi şartlarımızı dikkate almadan başkalarını örnek alırsak çok çabaladığımız hâlde hiç istediğimiz sonuca ulaşamayabiliriz. Birilerinin hayranlığını kazanmak için yürüdüğümüz yol, bizi kendimizden uzaklaştırabilir.

Başarıyı çoğu zaman kazançla, makamla ve notla ölçeriz. Oysa emaneti korumak, öğrenme isteğini sürdürmek, güç sahibiyken adil kalmak da başarıdır. Öfkesini terbiye edebilen, hatasını kabul edip özür dileyen, haksız kazancı reddeden insanın sessiz emeği insanı mutlu kılar. Bazı insanlar bir kürsüye çıkmadan da çevrelerinde daima yüksektedirler.

Ülkemiz gençlerinin başarısı çoğu zaman yüksek notlarla ve üniversite sınavını kazanmakla ölçülüyor. Oysa okul başarısı, hayat başarısının bir parçasıdır; bütünü değildir. Dürüst olmak, sorumluluk almak, sağlıklı ilişkiler kurmak ve başarısızlıkların ardından yeniden ayağa kalkabilmek, hayat başarısının temelidir

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

527. Sayı Kasım 2026