Ramazan ayındaki ahlaki açıdan olgunlaşmanın, toplumsal sorumluluk ve vazifelerinin farkına varmanın zirvesi; aile, cami cemaati ve genel olarak toplumda zuhur eden sevgi, saygı ve sosyal dayanışma ruhudur. Aynı duyguları paylaşan, aynı hedefe yürüyen insanların zamansal ve mekânsal birlikteliği, modern zamanların en büyük problemlerinden birisi olan yalnızlık duygusundan kaynaklı stresi, bunalımları izale eder.
Ramazan, mümin kişinin nefsine madden ve manen yön verme, modern dünyada mümince bir duruş kazanma ve ahiretini kurtarabileceği güzellikleri hayatına nakşetme imkânına kavuştuğu bir zaman dilimidir. Bu zaman dilimini nefis muhasebesi yaparak değerlendirmek de çok kıymetlidir.
İslam'ın beş temel esasından birisi olan Oruç, "ibadet niyetiyle, tan yerinin ağarmasından akşam güneş batmasına kadar olan süre içerisinde, bireyin yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durması" olarak ifade edilir. Bu tanım göz önüne alındığında oruç, beden ile yapılan bir ibadet olup, ciddi bir irade veya nefs terbiyesi gerektirmektedir. Bu açıdan oruç ibadetinin hem fiziksel hem ruh sağlığı hem de ahlaki gelişim ve olgunlaşma açısından önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Ramazan ayı insanın fıtratında var olan ve yaşayabilmesi için gerekli olan yeme, içme, cinsellik gibi temel ihtiyaç olan dürtülerin kontrol altına alınmasıyla beraber şuurlu ve iradeli davranışlar geliştirmek ve devam ettirmek için son derece önem arz eden bir zaman dilimidir. Orucun en önemli özelliği dışarıdan hiç kimsenin bilemeyeceği riya ve gösterişten uzak bir ibadet olmasıdır. Oruç, sırf Allah için yerine getirilen bir ibadettir.
Oruçlunun, oruç ibadetinin vakti olan Ramazan ayı boyunca dilini her türlü kötü konuşmadan uzak tutması; nefret, kin ve her tür kötü düşünceleri bırakması beklenir. Hz. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Biriniz oruç tuttuğu zaman kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da kavga etmeye kalkarsa iki kere ben oruçluyum, desin." (Buhârî, "Savm", 3; Müslim, "Sıyam", 161,162; Ebu Davud, "Savm", 25; Tirmizi, "Cuma", 79, "Savm", 54; Nesâî, "Siyam", 42) Bu hadisi şerif mümin kimsenin otokontrol noktasında kendisini sürekli denetlemesini, gafletten uzak olmasını sağlar. Zihin ve kalp sürekli teyakkuz halinde ve ibadet içerisinde olduğunun bilincindedir. Bu bilinç hali öfke kontrolünü ve kendisini sürekli olarak murakabe etmesini beraberinde getirir. Bununla birlikte kişiye anksiyete ve (obsesif kompulsif bozukluk) takıntı gibi ruhsal hastalıklarla baş edebilmesi için gerekli olan öz disiplini de kazandırmaktadır. Bu eğitici süreçten elde edilen ahlaki kazanımlar bazı psikolojik problemlerle başa çıkmada yardımcı olabilmektedir. Ramazan ayında sünnet olan itikaf ibadeti Allah'a ibadet için tanzim edilmiş bir mekânda zamanı Allah'a hasretmek Allah ile bağın güçlendirilmesini temin ve tesis eder. Allah'la bağının güçlü olduğunu bilmek insana huzur verir, psikolojik rahatlığı ve göğsü açıp genişletmeyi kazandırır. Allah (cc) Kur'an-ı Kerimde: "Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir, de!" (Yunus, 10/62) buyurulmuştur. Allah ile bağı güçlü olan kimse yalnızlıktan kurtulur; her an O'nun sonsuz rahmeti, ilmi, hikmeti, koruması ve gözetimi altında olduğunu bilir. Her an O'na sığınır, O'ndan yardım bekler, kolaylık görür. Hareketlerini kontrol altında tutar, daima iyiye, doğruya, mükemmele yönelir; kötülüklerden uzaklaşır. Ramazan ayı, tefekkür, mukabele, cömertlik ve sadaka gibi manevi, sosyal ve ahlaki yönleri olan bir ibadet iklimidir
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız



















