Sayı : 526   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Satırdan Sadra

Adil Akkoyunlu

İslam Toplumunda Bir Sosyal Dayanışma Örneği: İnfak

  • 28 Şubat 2024
  • 813 Görüntülenme
  • 495. Sayı / 2024 Mart



Malın, mülkün, servetin, bütün varlığın asıl sahibi; onların yaratıcısı olan Allah'tır. İnsanlar, bunları Allah'ın helal kıldığı (meşru) yoldan elde ederek faydalanırlarsa ve helal yoldan harcarlarsa bu onlar için ibadet olur.

 

 

 

İnfak edin ve onu bir mihnet saymayın. Veren el olduğunuz için Allah'a hamd edin, şükredin. Cebinizde ilaç parası, bir ekmek parası olmayabilirdi. Gözünüz kapıda, birilerinin getireceği bir tas sıcak çorbayı bekliyor olabilirdiniz. Borçlardan bunalabilirdiniz. Allah için verin ve verdiğiniz kimselerden teşekkür de beklemeyin. Size sevap kazandırdıkları için siz onlara teşekkür edin.

 

 

 

 

 

 

 

"Arapça "nefeka" kökünden türeyen İnfak, sözlükte: Geçip gitmek, bitmek, tükenmek, yok olmak, mal ve paranın harcanması, elden çıkması anlamına gelir."(Alleme Rağıb el İsfehani, Müfredatuelfazu'l Kur'an (Dimeşk - Beyrut) s. 819) Tavşanın, yuvasına girip kaybolmasına da "nefika" deniyor. Münafık ve nifak da aynı kökten.

"İnfak, Müslümanların (zekât gibi) İslam Devletine zorunlu olarak verdikleri vergiyi ve aile reisinin geçindirmekle yükümlü olduğu kimseler için yaptığı harcamaları kapsadığı gibi; ihtiyaçlı kimselere ve yerlere yapılan isteğe bağlı harcamaları da kapsar."(Bkz. Alleme Rağıb el İsfehani (a.e.) s. 819)Allah'ın memnuniyetini kazanmak amacıyla ayni ve nakdi harcamalarda bulunmak ve bu niyetle yapılan bütün gayretler infak kapsamına girmektedir.

İnfakın, Kur'an'da türevleriyle birlikte 110 yerde geçmesi, konunun önemini ortaya koymaktadır.

Birbirine yakın anlam içeren "infak", "sadaka", "hayır" ve "zekât" kelimeleri bazen birbirinin yerine de kullanılmıştır. Mesela: Kur'an'da zekât verilecek kimseler sayılırken; zekât yerine sadaka kelimesi kullanılmıştır.(Bkz. Tövbe, 9/60, 103) Fakat toplumumuzda infak; daha ziyade aile fertlerinin geçimi için ve genel olarak Allah için olan harcamalar, zekât; farz olan harcamalar, sadaka ve hayır da; isteğe bağlı olan harcamalar için kullanılıyor.

Malın, mülkün, servetin, bütün varlığın asıl sahibi; onların yaratıcısı olan Allah'tır. İnsanlar, bunları Allah'ın helal kıldığı (meşru) yoldan elde ederek faydalanırlarsa ve helal yoldan harcarlarsa bu onlar için ibadet olur.

Müslüman, her işinde olduğu gibi infakta da Allah'ın memnuniyetini esas aldığında; harcaması, Allah katında bir değer taşır.(Bkz. Bakara, 2/272) Allah'ın memnuniyetini kazanma niyeti olmadan yoksullara yardım edenler, insanlara iyilikte bulunanlar ibadet etmiş olmaz ve sevap kazanmazlar. Şeytan en fazla; cihad, hicret ve infak ibadetlerine zehrini akıtarak Allah rızasını bulandırıp nefislere pay biçmek istiyor. Bu nedenle Rabbimiz, özellikle çok önemli olan bu üç ibadetin Allah yolunda olmasına dikkat çekerek uyarıyor kullarını. (Bkz. Bakara, 2/154, 190, 218; Nisa, 4/89)"Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır."(Hadid, 57/10 Bkz. Bakara, 2/261, 262)buyuruyor.

Ayrıca: "Allah'ın size bağışladığı servetinizden siz de onlara yardım ediniz."(Nur, 24/33) buyurarak serveti kendisinin verdiğini hatırlatıyor. Aslında bu ve benzeri ayetler, -Karun Mantığıyla- serveti, kendi güçleri, kuvvetleri ve üstün zekâlarıyla elde ettiklerini sanan kimselere de bir cevap niteliğindedir."Karun: O (servet) bana ancak kendi bilgim sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki; Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti."(Kasas, 28/78)

Kehf suresinde Rabbimiz, bu hususu bir anekdotla açıklıyor kullarına: İki bahçe sahibi biri, bahçelerini kendi bilgisi ve gücüyle elde ettiğini, onun hiçbir zaman yok olmayacağını iddia ediyor. (Bkz. Kehf, 18/32 - 36) Rabbimiz, onun bahçesini çerçöp haline getiriyor. Onun bu düşüncesinin şirk olduğunu ifade buyuruyor. (Bkz. Kehf, 18/38, 42)

Yanlış anlaşılmamalı; bilginin, zekânın, çalışmanın önemini yadsımıyoruz. Tembellik kınanıyor dinimizde. Çalışıp kazanarak tasaddukta bulunmayı (veren el olmayı) teşvik ediyor Önderimiz (sav). Fakat bilmeliyiz ki; Rızkın sahibi Allah'tır. Dilediğine daraltır, dilediğine genişletir. Kullar, ellerinden geleni yaptıktan sonra rızkın genişliğinin de, darlığının da, bir sınav olduğunu unutmamalıdırlar. Varlığa karşı şükürle; yoksulluğa karşı da sabırla deneniyoruz. Varlıklı insanlar, Allah'ın verdiği maldan yoksulun da hakkının bulunduğunu bilmelidirler. (Bkz. Zariyat, 51/19; Rum, 30/38; Mearic, 70/24, 25; Enam, 6/141)

Hayat anayasamızda infak, Müslümanların önemli özellikleri arasında sayılıyor

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

495. Sayı Mart 2024