Sayı : 414   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Siyer'i Nebi

Muhammed Emin Yıldırım

Asr-ı Saadet' te Ramazan Nasıl Yaşanırdı

  • 08 Mayıs 2017
  • 227 Görüntülenme
  • 413. Sayı / 2017 Mayıs



Efendimiz’in (sav) hayatının her karesi ibadet ile örülüdür. Dolayısı ile hayatında var olan her ibadetin Ramazan’da biraz daha arttığına şahit oluyoruz. Sadece Ramazan’a has olarak teravih namazlarının kılındığını, sahur ile o bereketli vakitlerin ihya edildiğini, son on gün de itikaf ile farklı bir havaya girildiğini görmekteyiz.

 

Üzülerek belirtelim ki, bu çağın insanları olarak her şeyi eğlenceye çevirdiğimiz gibi Ramazan’ı da eğlenceye çeviriyor, ibadetin heyecanı ve neşesini, magazinleştirerek farklı ve menfi noktalara çekiyoruz. İnsanları ibadete, camiye, cemaate alıştıracağımız yerde, sokağa, caddeye, etkinlik alanlarına alıştırıyoruz. İçini boşatarak bir Ramazan takdimi yapıyoruz.

 

Sahabe’nin dünyasında Ramazan Müslümanlığı gibi hayatın sadece bir bölümünü kapsayan, diğer bölümlerine ise etki etmeyen bir şey yoktu. Onlar hayatlarının her anını vahyin gölgesinde geçirmeye çalışan bir nesil idi. Hal böyle olunca Ramazan onlar için bambaşka bir ruh iklimine yolculuk etmelerinin en büyük vesilesine dönüşüyordu.

 

Vahyin ilk muhatapları olan Sahabe neslinin hayatlarının her tablosu, bizler için çok önemlidir. Çünkü onlar bizlerin Müslümanlığımızın aynalarıdır. Biz ideal mümin duruşunun nasıl olması gerektiğini ancak onların hayatlarına bakarak öğrenebiliriz. İşte aramızdaki bu önemli bağdan dolayı o bahtiyarlar topluluğu bizlerin kökleri, her zaman ve mekânın yegâne rehberleridirler.

Kur’an’ın doğrudan muhatapları olan o ayrıcalıklı nesil, vahyin hayatları dirilten tüm mesajlarını ilk kez duyanlar ve bu mesajları ilk kez hayatlarında uygulayanlardı. Kur’an ile çok canlı ilişkileri olan o nesil her gün: “Bugün Allah bize ne söyleyecek?” heyecanı ile yaşıyorlardı. İşte bu heyecanı en üst düzeyde yaşadıkları bir zaman dilimi olan Hicretin 2. yılında, Ramazan ayının tamamının oruçlu geçirilmesi emrine muhatap oldular. Nübüvvetin geride kalan 15 yılından sonra böyle bir emre muhatap olan Sahabe nesli, büyük bir coşku ve heyecan ile öteden beri kutsal saydıkları bu aya, daha da önem vermeye başladılar. Bu bahtiyarlar topluluğunun muallimi olan Efendimiz (sav) oruçla birlikte birçok güzel ibadeti de bu güzide neslin gündemine taşıdı. Önce Ramazan gecelerinin ziyneti teravih namazları ile tanıştılar. Allah Resulü (sav) birkaç gece mescidde kıldığı bu namazları, ümmetinden bazılarının farz gibi algılamamaları için evine taşımasına rağmen, Sahabe oruçla birlikte öğrendiği teravih namazlarını hiçbir zaman gündeminden düşürmemiş, Hz. Ömer ile birlikte de yeniden cemaatle eda etmeye başlamışlardı. Oruç ve Ramazan gecelerinin ziyneti olan teravih namazları, Medine’de ki bu ilk neslin büyük bir coşku ve heyecan ile ihya etmeye çalıştıkları bir ibadete dönüşmüştü.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

413. Sayı Mayıs 2017