Sayı : 435   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İslam Aleminden

Ahmet Varol

Mescidi Aksa'da Neler Oldu ?

  • 08 Eylül 2017
  • 677 Görüntülenme
  • 417. Sayı / 2017 Eylül
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Ahmet Varol
Tüm Yazı Arşivi



Siyonist işgal yönetimi, Yahudi yerleşimcilerin Mescidi Aksa üzerinde hak iddia ettiklerini ve bu mabedin bir bölümünün kendilerine verilmesini istediklerini göstermek amacıyla gündelik olarak baskınlar düzenlenmesini sağlıyor. Bu baskınlar aslında radikal olarak nitelendirilen Yahudi teşkilatları tarafından organize ediliyor.

 

Mescidi Aksa'ya yönelik tehlikeler tamamen son bulmuş değildir. Her şeyden önce siyonist işgal rejimi bu mabedi Müslümanlarla Yahudiler arasında paylaştırma planından vazgeçmiş değildir. O yüzden Yahudi grupları tarafından baskınlar sürdürülüyor. Hatta baskınlara katılan Yahudilerin sayılarının artırılması için yoğun çaba sarf ediliyor. Müslümanlara yönelik engellemeler de çeşitli şekillerde devam ediyor.

 

İşgal Yönetiminin Mescidi Aksa'yı Bölme Planı

Siyonist işgal rejimi Doğu Kudüs'ü işgal ettiği 1967'den bu yana Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırmak için çeşitli yöntemlere başvuruyordu. Fakat son dönemde, Mescidi Aksa'nın yıkılmasına neden olacak bir girişimin kendi açısından tehlikeli sonuçlar doğuracağını gördüğü için farklı bir planı devreye sokma çabası içine girdi. Bu da El-Halil'deki Hz. İbrahim Camisi'nde yaptığı gibi Mescidi Aksa'yı da Müslümanlarla Yahudiler arasında paylaştırma planıdır. Bu amaçla işgal rejimi parlamentosu durumundaki Knesset'te Mescidi Aksa'yı zaman veya mekân yönünden paylaştırmayı amaçlayan bir yasa tasarısını Eylül 2015'te gündemine aldı. Ancak bu yasa tasarısı Filistinlilerin şiddetli tepkisine neden oldu. Bu tepkiler 1 Ekim 2015'te Kudüs intifadası adı verilen yeni bir direniş sürecinin başlamasına neden oldu.

Yahudi Yerleşimcilerin Gündelik Baskınları

Siyonist işgal yönetimi, Yahudi yerleşimcilerin Mescidi Aksa üzerinde hak iddia ettiklerini ve bu mabedin bir bölümünün kendilerine verilmesini istediklerini göstermek amacıyla gündelik olarak baskınlar düzenlenmesini sağlıyor. Bu baskınlar aslında radikal olarak nitelendirilen Yahudi teşkilatları tarafından organize ediliyor. Bu teşkilatlar Yahudi gruplarını toplayarak gündelik bir şekilde ve özellikle Müslümanlardan cemaatin az olduğu sabah saatlerinde baskınlar düzenlemelerine öncülük ediyorlar. Bazen günde iki kez baskın düzenlediklerinden birini sabah diğerini öğleden sonra gerçekleştiriyorlar. İşgal yönetiminin polisleri ve güvenlik elemanları da bu baskınları kolayca gerçekleştirmelerini sağlamak için onlara göz kulak oluyor, Müslümanların tepki ve itirazlarını engellemeye çalışıyorlar.

Aslında Yahudi yerleşimcilerin baskınlarına iştirak edenlerin sayıları çok fazla olmuyor. Bazen elli altmış kişiyle bazen de daha az sayıda yerleşimci grubuyla baskınları düzenliyorlar. Fakat bunları planlı ve organize bir şekilde sürdürmelerinin amacı Yahudilerin de Mescidi Aksa üzerinde hak iddia ettiklerine gerekçe oluşturmak suretiyle paylaştırma planını devreye sokmak.

14 Temmuz'da Meydana Gelen Çatışma

İşgalcilerin bütün bu baskınları ve Mescidi Aksa üzerinde oluşturdukları tehlike Müslümanları doğal olarak rahatsız ediyor, tepki göstermelerine neden oluyor. Bazen bu baskınlar yüzünden Mescidi Aksa'nın içinde veya çevresinde küçük çaplı çatışmalar olabiliyor. Müslümanların baskın düzenleyen işgalcilere itirazlarına hemen güvenlik görevlileri müdahale ediyor ve yerleşimcilerin istedikleri gibi rahatça dolaşmalarını sağlıyorlar.

İşgalcilerin Mescidi Aksa'ya yönelik bu tutumları 14 Temmuz 2017 Cuma sabahı, Filistin'in 1948'de işgal edilmiş bölgesinde yer alan Ummu'l-Fahm şehrinden üç gençle işgalci polisler arasında çatışmaya neden oldu. Çatışma Mescidi Aksa'nın dışında meydana geldi ve üç polis ağır yaralandı. Bunlardan ikisi daha sonra hastanede hayatını kaybetti.

Çatışmaya giren gençler polislerden kaçarak Mescidi Aksa'nın avlusuna girmeye çalıştılar. İşgal güçleri onları izleyerek Mescidi Aksa'nın kapısında ve avlusunda üçünü de şehit ettiler.

İşgal Rejiminin Mescidi Aksa'yı Cuma Namazına Kapatması

Olay Cuma sabahı meydana gelmişti ve siyonist işgal yönetimi bu olayı bahane ederek Mescidi Aksa'yı her taraftan kuşatmaya aldı. Cuma namazının kılınmasını da yasakladı. Bu, 1969'dan bu yana Mescidi Aksa'nın ilk kez Cuma namazına kapatılmasıydı. Kudüs ahalisi işgal yönetiminin kapatma kararına rağmen Mescidi Aksa'ya sahip çıktığını ve Cuma namazını burada kılmak istediğini göstermek için toplandı. Fakat işgal güçleri bu kutsal mabedi her taraftan asker ve polis kuşatmasına almıştı. Kimsenin girmesine izin vermediler. O yüzden Cuma namazı için toplananlar namazlarını Mescidi Aksa'nın çevresindeki alanlarda ve caddelerde kılmak zorunda kaldılar.

İki Gün Süreyle Tamamen İbadete Kapatılması

İşgal rejimi Mescidi Aksa'yı sadece Cuma namazına kapatmakla kalmadı aynı zamanda beş vakit namaza da kapattı ve ezan okunmasını engelledi. Aslında bu uygulamanın amacı Mescidi Aksa'yı paylaştırma planını devreye sokmak için yaşanan olaylardan ve istisnaî durumdan istifade etmekti. O yüzden halk siyonist işgal yönetiminin amacının ve oyunlarının farkındaydı ve buna fırsat vermemek için yoğun bir mücadele başlattı. Müslüman halk içeri girme imkânı elde edemese de namaz vakitlerinde Mescidi Aksa'nın etrafına toplanıyordu. O yüzden her namaz vaktinde Mescidi Aksa çevresinde büyük kalabalık oluşuyordu. Gelenler bu mabede sahip çıkma konusundaki kararlılıklarından geri adım atmayacakları mesajını veriyorlardı.

Kapılara Detektörler Yerleştirilmesi ve Tepkiler

Filistin halkının yoğun tepkisi ve Mescidi Aksa'da namaz kılmak amacıyla her vakitte büyük kalabalıkların toplanması karşısında işgal yönetimi 17 Temmuz Pazartesi günü bu mabedi kısmen ibadete açacağını söyledi. Fakat orada namaz kılmak isteyenler bu tarihte geldiklerinde girişe açıldığı söylenen kapılara detektörlerin yerleştirildiğini ve çok sayıda polisin kapıları kontrol ettiğini gördüler. Bunun üzerine gelenler söz konusu detektörlerden geçmeyi kabul etmediler. Çünkü buralardan geçmeyi kabul etmeleri durumunda bu detektörlerin kalıcı hale getirileceğini biliyorlardı. Bu araçların kalıcı hale getirilmesi ise girişlerinin büyük ölçüde engellenebilmesi için sistemin kurulması ve aynı zamanda Mescidi Aksa'nın paylaştırılması planının hayata geçirilmesi anlamına gelecekti. Çünkü işgal güçleri daha önce Hz. İbrahim Camisi'ni paylaştırma planlarını uygulamaya geçirirken de aynı yöntemlere başvurmuşlardı.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

417. Sayı Eylül 2017