İşgal güçlerinin bunca cinayetine, suikast teşebbüsüne rağmen yine de Hamas’ın mücadelesi kesintiye uğramadan, sürekli faaliyet alanını genişleterek devam etmiştir. Çünkü Filistin’in işgalden kurtarılması, Filistin halkının özgürlüğü için verilen İslami mücadele şahıslara bağlı bir mücadele değildir. Aynı mücadele sürekli yeni liderler çıkarmış ve işgal güçlerinin saldırıları karşısında kararlılığından taviz vermemiştir.
Hamas, Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar’ın, silahını kuşanmış bir şekilde düşmana karşı savaşarak ve direniş saflarının önünde yer alarak şehit düştüğünü duyurdu. Sinvar, tüm çatışma bölgeleri arasında sabır ve sebatla dolaşarak Gazze topraklarını savundu ve Filistin'in kutsal değerleri uğruna mücadele ederek, cesaret ve direnç ruhunu ateşlemekte ilham kaynağı oldu.
Filistin’in bağımsızlığı ve Filistin halkının özgürlüğü için mücadele eden İslami Direniş Hareketi (Hamas)’ın Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar 16 Ekim 2024 tarihinde, sahada İsrail işgal güçleriyle çatışma esnasında şehit edildi. Onun bu şekilde cephede, işgal güçleriyle bilfiil çatışma esnasında şehit edilmesi siyonistlerin Hamas’ın liderlerini korumaya aldığı ve gençlerini cepheye gönderdiği yönündeki iddiasını da tamamen geçersiz hale getirdi.
Sinvar, Hamas’ın şehit edilen ilk lideri değildi. Hareketin gerek askeri kanadından ve gerekse siyasi kanadından ondan önce de birçok lideri ve komutanı şehit edilmişti. Bu durum aynı zamanda bu harekette üst kademede bir sorumluluk üstlenmenin dünyevi bir kazanım ve paye elde etmek değil ciddi riskleri ve tehlikeleri göğüslemek anlamına geldiğini gözler önüne sermektedir. Bu hareketin ilk kurucu liderinden itibaren birçok önemli liderinin ve önde gelen şahsiyetinin işgal güçleri tarafından gerek çatışma yoluyla ve gerekse Filistin’in içinde ya da dışında kendilerine suikast ya da saldırı düzenlenmesi suretiyle şehit edilmesi, bu hareketi Filistin saflarında bölünmeye sebep olmak amacıyla siyonist işgal rejiminin kurdurduğu yönündeki komplo teorisinin ne derece tutarsız ve saçma olduğunu ortaya koymaktadır. Ama ne yazık ki böylesine saçma ve tutarsız teoriler bile çağımızın dezenformasyon piyasasında alıcı bulabilmekte ve ağızdan ağıza dolaştırılmaktadır. Bu tür saçma teorilerin alıcı bulabilmesi ise, komplo teorileri ürettiklerini zannederken saçmalayanların kendilerini son derece rahat hissetmelerine fırsat veriyor. Onların kendilerini rahat hissederek bu türden teorileri piyasaya sürme cesareti göstermeleri de, kendisine karşı kararlı mücadele veren direniş hareketlerini karalamak için antipropaganda savaşını sürdüren siyonist işgal rejiminin önünü açıyor. Bu türden saçma komplo teorilerinin asıl üretim merkezleri de onların kontrolündedir. Diğerleri taşıyıcı ve pazarlayıcı niteliğindedir.
Bundan önce Hamas’ın liderlerinden birçok kişinin işgalci siyonistler tarafından şehit edilmesiyle bu hareket her zaman liderlerini önden gönderdiğini ispat etti. Bu hareketin liderleri hiçbir zaman kendilerini sağlama almak için başkalarının cesaretlerini istismar etmedi. Bilakis tüm tehlikelere ve risklere rağmen her zaman mücadele meydanında ön safta yer alarak başkalarına örnek oldular. Bu tutumlarıyla aynı zamanda onların böyle bir direniş hareketini yönetmekle ve komuta etmekle dünyevi bir paye peşinde olmadıklarını, mukaddes davaları ve ulvi gayeleri için her zaman kendi canlarını feda etmeye hazır olduklarını, çıkar peşinde oldukları için değil zorlu mücadelede önden gitmek istedikleri için kendilerine yüklenen sorumluluğu kabul ettiklerini ortaya koydular.
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız


















