Sayı : 424   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hususi Fikirler

Mustafa Çelik

Dünya Hayatı Bir Seyahattir

  • 04 Nisan 2017
  • 429 Görüntülenme
  • 412. Sayı / 2017 Nİsan



Dünya imtihanlar geçididir. Dünyada ibret almak maksadıyla seyahatte bulunmak, fıtratı rahatlatmaktır. İnsan hayatının vazgeçilmez ihtiyaç ve vakıalarından birisi de yapılan seyahatlerdir. Bu seyahatler, ticarî ve ilmî maksatlarla olabileceği gibi ibret almak veya sıla-i rahim için de olabilir.

 

Kâinatta kâinat kitabının ayetlerini anlamak için sefere çıkana misafir, Kur’an’da Kur’an kitabının ayetlerini anlamak için sefere çıkana da müfessir derler. İslâm kültüründe Misafir ile Müfessir akrabadırlar. Müslümanlar misafirsiz ve müfessiriz olamazlar.

 

Peygamber Efendimiz (sav), İbni Ömer’e dünyada bir garip, bir yolcu gibi yaşamayı öğütlerken, dünyaya ve insanlara çok bağlanıp kalmamasını, dünyayı ebedî bir vatan gibi görmemesini, insanlarla çok fazla iç içe olmamasını tavsiye etmiş oluyordu. Bir garip gibi veya bir yolcu gibi olan kimsenin, başkalarına karşı hasedi, kini, düşmanlığı, kavgası, kötü düşünce ve davranışları olmaz.

Müslüman bu dünyada garip bir yolcudur. Yolcu bedeniyle dünyada kalbiyle ukbâdadır. Her insan bir yolcudur. Ruhlar âleminden başlayan yolculuğu, anne karnına, dünyaya, çocukluk dönemine, gençlik çağına, yaşlılık hengâmına, kabir ve derken cennet veya cehenneme kadar devam eden bir yolculuktur. Günebakanların ışığa durduğu gibi hayallerin gerçek olduğu yere yakınsan eğer, aradığını bulmuş, menziline varmışsın demektir…

Dünya imtihanlar geçididir. Dünyada ibret almak maksadıyla seyahatte bulunmak, fıtratı rahatlatmaktır. İnsan hayatının vazgeçilmez ihtiyaç ve vakıalarından birisi de yapılan seyahatlerdir. Bu seyahatler, ticarî ve ilmî maksatlarla olabileceği gibi ibret almak veya sıla-i rahim için de olabilir. Bunun haricinde beşeri hayat icabı daha farklı gayelerle de yolculuklar yapılmaktadır. Şu kadar var ki yapılan bu yolculukların; dinen “meşru” olması, belli bir gayeye matuf olması ve Allah (cc) ve Rasûlu’nun (sav) emrine muhalif olmaması gerekmektedir. Hududullah’ı ihmal ve ihlal etmeyi beraberinde getiren seyahatler, gayr-i meşrudurlar.

Dinde seyahat meşrudur. Dinen meşru olan seyahat maksatsız değildir. Seyahatlerin esas hedefi, Hak katına yapılmış şahitlikler olmalıdır ve seyahatler Rabbimizin rızası ve O’nun talim buyurduğu maksatları teşkil etmelidir. Yüce Rabbimiz, zatının azametini ve kibriyasının nişanelerini müşahede etmek ve geçmiş nesillerin iyi veya kötü hâllerinden ibret alabilmek için seyr-ü sefer yapmayı tavsiye etmektedir: “De ki: Yeryüzünde gezin dolaşın da (peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.” (En’âm, 6/11) diğer bir ayet-i kerimede ise: “De ki: Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (Ankebût, 29/20) diye buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, samimi niyetlerle ve güzel gayelerle sefere çıkmayı ve seyahati teşvik etmektedir. Bu maksatla seyahat edenleri müjdelemekte ve övmektedir. (bknz. Tevbe, 9/112) Allah-û Teâla tarafından müjdelenmiş seyyahlar; geçmiş kavimlerin hayatlarından ibret almak, ders almak için seyrü seferde bulunanlardır. Bu konudaki ayetlerin büyük çoğunluğu, dünya hayatının mahiyetini ve sonucunu görmemiz için bizden yeryüzünde gezip dolaşmamızı ister. “Gezin de görün, sizden öncekilerin akıbeti nice olmuş, Allah’ın ayetlerini yalanlayanlar ne olmuş” der. Bu uyarılar, bizi, bulunduğumuz coğrafî mevkiin ve yaşamakta olduğumuz anın daracık sınırlarından çıkarır, büyük dünyanın gerçekleriyle yüz yüze getirir ve bu gerçeklere sebep ve sonuçlarıyla birlikte, geniş bir açıdan bakmamızı sağlar.

Hududullah dâhilinde olduğu müddetçe seyrü seferde sıhhat ve selamet vardır. Rasûlüllah (sav) buyuruyor: “Sefer ediniz ki sıhhat bulasınız!” (bk. El- Müsned, Ahmed b. Hanbel, 3/280; Keşfu’l Hafa/el- Aclunî, 1/445; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 5/210)

İnsan ruhu, kâinatta geçerli olan hareket kanununa tabi olarak hareket etmekle istirahat eder, mutlu olur. Çalışan kimselerin, tembellik döşeğinde yatanlardan daha mutlu olmalarının hikmeti de budur. Ayrıca, her yenilikte bir lezzet vardır. Seyahatte de yeni mekânlar, yeni havalar, yeni arkadaşlar, yeni meşgaleler olur. Bu çok yönlü yeniliklerden dolayı da ruhta bir ferahlık oluşur, bu da sağlığa yardım eder.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

412. Sayı Nİsan 2017