Sayı : 430   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Değerli Okuyucularımız

  • 06 Ağustos 2018
  • 91 Görüntülenme
  • 428. Sayı / 2018 Ağustos

İnsanlıkla yaşıt belki de insanın yeryüzündeki ilk ibadeti olan kurban ibadetimizi yerine getirmek için hazırlıklara başladık. İbadetlerimizi yerine getirmek için birçok maddi hazırlıklar yapıyoruz. Bu hazırlıklarımız kadar yapacağımız manevi hazırlıklar da önemlidir. Yaptığımız bütün ibadetlere anlam katan da olayın manevi, şuur boyutudur. Şuur boyutu ihmal edilen, manevi hazırlığı yapılmayan ibadetler şekilden öteye geçemezler. Bu ibadetler insanı terbiye etmekten ve Rabbine yakınlaştırmaktan çok uzak bir noktadadır. Ruhsuz bir beden neyse şuursuz bir ibadet de odur. Şuur ve maneviyat insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliklerden biridir.

Malumunuz olduğu üzere kurban ibadeti, Hz. Âdem’in evlatlarından Allah’a kurban arz etmelerini istemesiyle başlamış ve Efendimize kadar devam etmiştir. Hz. Âdem ile başlayan bu ibadet bütün peygamberlerimizin şeriatlarında vardır. Hz. Zekeriya, Hz. Yahya efendilerimiz ise bizzat kendileri kurban olmuşlardır. Bu durum kurban ibadetinin adeta zirvesidir. İnsanın her şeyini, en sonunda bedenini Allah’a adaması halidir. Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya’nın kurban oluşlarının bizlere verdiği mesajı çok dikkatli bir şekilde okumalı ve anlamalıyız. Bu mesajı doğru anlamak, hem hayatımızı anlamlandıracak, hem de yerine getirmeye hazırlandığımız kurban ibadetine müthiş bir maneviyat kazandıracaktır.

Rabbimizin bizi terbiye etmek için emrettiği her bir ibadetin bir hikmeti vardır. Kur’an da kurban ibadetimizin hikmet ve amacı şu şekilde ifade buyruluyor;

“Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat sizden O’na ulaşan yalnızca O’na karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir. Böylece, onları size musahhar kıldı ki, size yol gösterdiğinden dolayı Allah’ın yüceliğini layıkıyla takdir edesiniz; ve sen ey peygamber, iyileri ve kendilerini iyiliğe adayanları O’nun rızasıyla müjdele.” (Hacc, 22/ 37)

Bu ayetler, kurbanlarımızın et, kan ve derilerine değil, manevi yönüne dikkat etmemiz gerektiğini açıklıyor. İnsanın eşya karşısındaki konumunu tespit ve tayin ediyor. Hayata özne olarak yaratılan insanın kendisini eşya karşısında nesneleştirmemesi için dikkat çekiliyor.

Kurban ibadetinin hikmeti, eşyanın insanın emrine amade kılınmasıdır. İnsan, yaratılmışlar âleminin en şerefli varlığıdır. Allah yaratmış olduğu her şeyin üzerine adeta insani hizmetlere mahsustur yazmıştır. Kur’an’a göre yıldızlar, nehirler, güneş ve ay, denizler, kuşlar, bulutlar insanın emrine musahhar kılınmıştır. Kurban kesmek de Allah’ın varlık hiyerarşisine saygı göstermektir. Kurban ibadetimizi yerine getirirken kurban etmiş olduğumuz hayvanın üzerinden sembolik anlamda bu dünyada emanetçisi olduğumuz bütün servetimizi Rabbimiz istediğinde seve seve vereceğimize söz veriyoruz. Bu söz, servetimizi kulluğumuz için adayacağımızın sözüdür.

Bu şuur haliyle kurban ibadetimizi yerine getirmek için Arefe gününü anlamına uygun bir şekilde değerlendirmeliyiz. Malumunuz olduğu üzere Arefe günü Zilhicce ayının 9. günüdür. Bu günde, bütün ümmeti temsilen hacc ibadetini yerine getirmek üzere kutsal topraklarda olan hacı adayları haccın farzı olan Arafat vakfesini yaparlar. Vakfe esnasında her hacı adayı, gelmiş olduğu yaşa kadarki ömürlük hesabını yapar ve günahlarına tövbe eder. Ademce bir tövbe ile gözyaşlarıyla günahkâr kalbini yıkar ve Rabbinden aff diler. Yani hacı adayları Arefe gününü tövbe ve istiğfarla geçirir. Öyleyse bizlerin de yaşadığımız şehirlerde Arefe gününü anlamına ve amacına uygun olarak kendimizi bilmek, hesabımızı yapmak ve günahlarımıza tövbe ederek değerlendirmemiz gerekiyor.

Anlamını, maksadını ve manasını doğru bir şekilde anlayacağımız bir kurban ibadeti, Rabbimize Hz. İbrahim gibi yakınlaşmamız için bir vesile olacaktır. Kurban ibadeti inansın bütün varlığını Allah’a adamasını sembolize eder. Biz de bu sayımızda siz değerli okurlarımızın huzuruna “Allah’a Adanmak ve Aldanmamak” dosyasıyla çıkıyoruz. İnsan kendisini Allah dışında başka kapılara adarsa hem dünyasını hem de ahretini kaybeder. Son yıllarda şahit olduğumuz FETÖ ve türevi yapılara kendilerini adayanların nasıl aldandıkları ve aldattıkları konunun önemini ortaya koymaktadır.

Kurban ibadetlerimizin Rabbimize yakınlaşmamıza vesile olması duasıyla ülke Müslümanlarını ve ümmetin her bir şahsiyetinin bayramını şimdiden tebrik ediyoruz.

Makaleleriyle huzurlarınızda olmamıza vesile olan bütün yazarlarımıza en kalbi teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Siz değerli okurlarımızı, sahip olduğumuz her şeyi ve bütün benliğimizi bizi yoktan var eden Rabbimize adamak ve aldanmamak için dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

 

428. Sayı Ağustos 2018