Sayı : 430   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Esma-ül Hüsna

Adem Karataş

EL-CEBBÂR

  • 05 Nisan 2018
  • 277 Görüntülenme
  • 424. Sayı / 2018 Nİsan
Yazarın Diğer Yazıları
Adem Karataş
Tüm Yazı Arşivi



El-Cebbâr; âsi ve azgınları kahredici, emir ve yasaklardan istediğini kullarına yaptırmaya gücü yeten, her şeye hâkim ve galip olan, emrine karşı konulamayan, yaratıklarını istediği istikamette zorlayan, kendisi herhangi bir şeye zorlanamayan, kahhar, buyruğunu her şeye geçiren. “Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.” (Mü’min, 40/35)

 

Allah-ü Teâlâ kendi güç ve kuvvetiyle (ceberutluğu), bütün ceberutları/zorbaları/diktatörleri yenmiş ve ululuğu ile onlara üstün gelmiştir. Hiçbir iktidar sahibinin hükmü O’na uygulanamaz. Bütün varlıklar ve iktidar sahipleri O’na boyun eğer. Hiç kimse O’na emir veremez. Herkes O’nun emirlerine uymak zorundadır. Allah, emredilen değil; emir verendir. O, mağlup değil; galip olandır.

 

EL-CEBBÂR: Arapça “cebr” kökünden mübalağalı ism-i fâildir. “Herhangi bir şeyi bir çeşit baskı ile ıslah etmek, düzeltmek” (Müfredât, Rağıb el-İsfehânî, s.117) demektir.

El-Cebbâr’ın sözlük anlamı; zalim, kibirli, gaddar, azgın, zorba, kahredici, insanları hükmü altına alan, istediği şeyi yaptırmaya zorlayan, merhametsiz ve baskıcı.

El-Cebbâr kelimesi, Arap literatüründe “Ezdad/iki zıd” anlamı birlikte taşıyan kelimelerdendir:

El-Cebbâr; zayıfı güçlendiren, dertlere derman veren, kırık gönülleri tamir eden, kırığı onararak kırık kemikleri birbirine kaynaştıran, güçlük çekenin güçlüğünü/zoru kolaylaştıran, musibete uğrayana sabır ve metanet veren, sabredenlere büyük mükâfatlar vadeden, yoksullara rızık vererek zenginleştiren, eksikleri giderip tamamlayan, telâfi eden, perişanlıkları yoluna koyup düzelten, yaratıklarının işlerini düzelten ve iyiye götüren, her güçlüğü kolaylaştırandır.

Allah (cc) kendi yolunda zorluklar ve gönül kırıkları içinde olan kullarına yardım eder ve onların gönüllerinin kırıklıklarını giderir. Onları zorluklar içine düşüren zorbaların gücünü kırar.

üç yıllık Mekke’deki tevhid mücadelesinde bunalan Peygamber (sav), İslâm’a yeni bir yurt arayışı içinde Taif Şehri’ne gitti, ancak bu sefer hüsranla neticelendi. Taşlandı, ayakları al kan içinde kaldı. Mahzun olan, kalbi kırılan Muhammed’i (sav) Allah-ü Teâlâ Cebbâr ism-i şerif’i ile onarmak için Hıristiyan köle Addas’ın ve cinlerin imanla şereflenmesini sağladı. Bir müddet sonra da bir gece Mekke’den Kudüs’e oradan da Mîrac’a çıkararak, Rasûlullah’in kalp kırgınlığını giderdi.<

Ali (ra) münacatında:

يَا جَابِرَ كُلِّ كَسِيرٍ وَيَا مُسَهِّلَ كُلِّ عَسِيرٍ

Okunuşu: “Yâ Cabira külli kesîrin ve ya müsehhile külli asîr.”

Manası: “Ey her kırığı kaynaştırıp, birleştiren ve her zorluğu kolaylaştıran (Allah’ım!)” (Esmâü’l-Hüsnâ, Ali Osman TATLISU, s.58) diye dua ederdi.

El-Cebbâr; azameti ve yüceliğinden dolayı kendisine boyun eğen ve seven kalplere çeşit çeşit kerametler, türlü türlü marifetler ve imani hakikatler ihsan eden ulu ve yüce.

El-Cebbâr ismi üç mana ihtiva eder: Hükümranlık, Mutlak otorite ve Yücelik.

El-Cebbâr ism-i şerifi; Allah’ın Mütekebbir, Melik, Azîm ve Kahhâr isimleri gibi ululuk ve yücelik bildiren bir ismidir.

El-Cebbâr; âsi ve azgınları kahredici, emir ve yasaklardan istediğini kullarına yaptırmaya gücü yeten, her şeye hâkim ve galip olan, emrine karşı konulamayan, yaratıklarını istediği istikamette zorlayan, kendisi herhangi bir şeye zorlanamayan, kahhar, buyruğunu her şeye geçiren. “Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.” (Mü’min, 40/35)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

424. Sayı Nİsan 2018