Sayı : 430   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Gelenek

Ali Bektaş

Mevlâna'nın Hazret-i Peygamber (sav)'e Muhabbeti

  • 07 Şubat 2018
  • 271 Görüntülenme
  • 422. Sayı / 2018 Şubat
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Ali Bektaş
Tüm Yazı Arşivi



Ahmed-i Muhtar’ı aşk madeni, aşkın kaynağı olarak gören Mevlana, bu yüzden iyi-kötü, mümin-kafir, kadın, erkek ayırmadan her insana merhamet nazarıyla ve Hakk’ın sırrı olarak bakılması gerektiğini düşünür. Bugün hümanizm adıyla basitleştirilen bu bakış, hiçbir insani görüşe sığmayacak kadar yüce ve hiçbir beşeri kavrayışla sınırlandırılamayacak kadar geniştir.

 

 

Bugün Hazret-i Mevlana deyince O’nun Hazret-i Peygamber’in yolunun en has evladı, O’nun yaşayışının en sâdık temsilcisi olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayede anlıyoruz ki, ölümsüzlüğün sırrı da Mevlana’nın buyurduğu gibi Hazret-i Peygamber’e olan bağlılıktan geçmektedir.

 

 

“Ahmed-i Muhtar aşk madenidir.”

 

İman, maneviyat, aşk, sevgi ve diğerkamlık deyince O’nu hatırlıyoruz. İnsani ve imani sevgi, ötekine hürmet, birleştirici ve barıştırıcı olmak, af, adalet, güzel ahlak ve her iyi yeniliğe açık olmakla tasavvufunu temellendiren Hazret-i Mevlana’nın, Türk-İslam tasavvufu içindeki mümtaz mevkini, bu tasavvuf anlayışının esas kaynağı olan Hazret-i Peygamber (sav)’i nasıl sevdiğini ve O’na nasıl candan bağlı olduğunu bilmeden hakkıyla anlamak mümkün değil.

 

Menakıbu’l-Arifin adlı eserde anlatıldığına göre bir gün etrafındaki dostlar Mevlana’ya; efendim siz ne kadar güzelsiniz, ilminiz ahlakınız yaşayışınız ne güzel diye iltifat ediyorlar. Hazret-i Mevlânâ bu iltifata cevaben diyor ki:

Bakın benim güzelliğim kendimden değildir. Benim güzelliğim ve hatta ailemin, neslimin güzelliği, o padişahlar padişahı Muhammed Mustafa’dandır. O mana aleminde beni kucaklamış, alnımdan öpmüştür. İşte O efendiler efendisi Muhammed Mustafa’nın güzelliği ve yüceliğidir bugün benden görünen.”

 

Nitekim Divan-ı Kebir adlı eserinde bu hakikati şu beyitleriyle doğrular:

Alnımızdaki o parlak nur, uyanık gönlümüzdeki yakin nûru... bütün bu nurlar, hatta bütün nurların nûru, Allah’ın elçisi Muhammed (sav)"ın nurundandır.” (Divan-ı Kebir Rubailer.149)

Ahmed (sav), böyle aşk ile beti-benzi sararmış, kendimden geçmiş bir hâlde beni görürse gözlerimi öper, ben de ayaklarına kapanırım, ayaklarını öperim O’nun.” (Divan-ı Kebir Cilt 7 sayfa 600)

Aşkın boyuna-posuna karşı boyumuz-posumuz kısaldı gitti; boyumuz-posumuz kısaldıktan sonra da yüce bir boya-posa sahip olduk. Erlik sanatını Allah’tan öğrendik; aşk pehlivanıyız biz, Ahmed'in dostuyuz biz.” (Divan-ı Kebir Cilt 4 sayfa 238)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

422. Sayı Şubat 2018